HALDEN ANLAMAK


Türkçemizde güzel bir deyim var, halden anlamak. “Bir kişinin içinde bulunduğu zor durumu, yorgunluğu ya da duygusal sıkıntıyı açıkça söylemesine gerek kalmadan sezmek ve ona karşı hoşgörülü, anlayışlı davranmak” anlamına gelir. Bu söz, derin bir duygudaşlığın anlatımıdır aslında.

Atalarımız: “Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelemedik iş olmaz” demiş yüzyıllar önce. Bu söz, insan yaşamının düz bir çizgi ve yükselişte olamayacağını vurgulamakta. İyilikler de kötülükler de bizim için... Yaşam karşıtların birliği ilkesiyle sürüp gider.  Önemli olan bu gerçeğin ayırdına varmak…

İnsanlar zaman zaman derin sıkıntıların içine düşer. Bu sıkıntılardan kurtulmak için büyük bir iç savaşıma girer. Bu konuda ona en büyük yardımcı ise gerçek dostlarıdır. Derdini söylemeyen, derman bulmaz, sözü gereğince gerçek dostlar, dertle yüreği kavrulan, yaşamın çıkmaz sokaklarında yol arayan, darda kalan, umar için tansıklar bekleyen kişiye derman olmak için gecesini gündüzüne katar. Onun derdiyle dertlenir. Onun sorunun içselleştirir.

Ne yazık ki kişinin darda kaldığında dost sandığı birçok kişi, halden anlamaz. Eğer kendisiyle ilgili bir durum, çıkar, iş söz konusuysa darda kalanı anlaması söz konusu bile olamıyor. Karşısındaki kişinin yaşamakta olduğu olumsuz koşulları, yaşadığı iç sıkıntıyı, çözümü güç sorunları, yüreğinin demir kelepçelerle zapt edilip çarpmaz olduğunu, görünmez ellerin soluğunu kestiğini anlayamaz. Oysa yüzüne, gözüne, davranışlarına bakınca karşısındaki kişinin durumunu kolayca anlayabilir. İnsanın dili yalan söylese de gözü yalan söylemez. Hele insan yüreği yalanın değil, gerçeğin yuvalanıp yaşadığı yerdir. Kişi, karşısındakinin gözüne baksa içindeki yangının alevlerini görecek. Yüzüne baksa yüreğini yakıp kavuran yangının küllerini fark edecek.

Bazılarının kendisiyle ilgili bir konu, çıkar söz konusu olduğunda duygudaşlığı unutur. Karşısındakini kendi söylediklerini kayıtsız koşulsuz yerine getireceğini düşünür. Ondan bir şeyi yapmasını ister. O, “Hayır!” yanıtını verince şaşırır ve biraz da şaşkınlıkla kızar. Nedenini sorar. Karşısındaki anlatmak istemez sorununu, içini yangın yerine çeviren derdini. Çünkü anlattığında dost sandığı kişinin sorununu çözemeyeceğini, üstelik ona acıyacağını bilir. Sıradan akıl vermeyle kişinin içinde bulunduğu zor durumdan kurtulacağını sanır. Bu akıl verme de kendi anlayışı, yaşayışı, koşulları doğrultusundadır. Bakış açısında duygudaşlığın kırıntısı yoktur.

Çoğu zaman insanların karşısındakilerden istekleri olur. “Bana, bu konuda yardımcı olur musun?” ya da “Şuradaki bir toplantıya katılır mısın bizimle?” benzeri tümcelerle bu isteklerini bildirirler. Siz, bu sorulara “Hayır!” yanıtını verirsiniz. Karşınızdaki “Niye?” sorusunu sorar. Siz de gerekçenizi açıklamazsınız. Yaşadığınız derin sorunu anlatmak istemezsiniz. Sorunlarınızın dillere düşmesinden yana değilsinizdir. Bilirisiniz ki insanların çoğu dedikodu yapar. Sizin felaketinizi, kendi başarılarını, usunu övmek ya da tinsel varsıllığının getirdiği mutluluğuna dönüştürmek için anlatacaktır. Gerekçenizi anlatmadığınızda karşınızdaki kızar, çoğu zaman sizi işten, sorumluluktan kaçmakla suçlar içten içe.

Sizin felaketiniz üzerinde tepinmekten mutluluk duyacak onlarca kişi, insan yemek için pusuda bekleyen sırtlanlar gibidir. Sorununuzu anlattığınızda bunun çözüme kavuşmak yerine daha da büyüyeceğinin farkındasınız. Eldeki yara, yarasıza duvar deliği, atasözü tam da bu durum için söylenmiş. Bu atasözü, bir kişinin çektiği acı ya da sıkıntının o durumu yaşamayan kişilerce önemsiz, sıradan ve yalnızca basit bir ayrıntı gibi algılanacağını anlatır.

Nasrettin Hoca, bir gün eşekten düşmüş. Çevredekiler başına toplanıp akıl vermeye başlamışlar. O: Bana eşekten düşen birini getirin, demiş. Hoca’nın bu sözü, halden anlamak deyimini çok çok güzel anlatmakta. Herkes akıl verir. Verdiği aklın var olan koşullara, duruma uygun olup olmadığına bakmaz. Nasıl olsa akıl vermek bedava… Hoca Nasrettin’e ise halden anlayan gerek.

Gerçek arkadaşlıklar, dostluklar halden anlayan kişilerle sağlam temellere oturur. Toplumsal ilişkiler de halden anlayanlarla güçlenir. Halden anlamak, insanın insanlığının görünür durumu değil mi?

Halden anlamayarak insanı mekanik bir düzenek olarak görmek niye?

Biz halden anlarsak birileri de bizim halimizden anlar. İyi ve olumlu düşünmek, duygudaş olmak kişinin olgunlaşmasıdır. Olgunlaşma insanın yaşam fırınında pişip yanması, kendini eğitmesinden başka bir şey değil. Bu eğitime, her yaştaki kişinin gereksinimi var halden anlamak için.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       26 Haziran 2026

                               

8 yorum:

  1. Halden anlayacak insan bulmak zor Adil öğretmen.Akıl veren ise bol.Naarettin hocanın evine hırsız girer.Hocanın değerli eşyalarını, parasını çalar.Komşular ziyaretine gelir.Ve hocayı eleştirir.Kapıyı kitlemedin.Pencereyi kapatmadın.Çok ağır uykun var nasıl oldu hırsızı duymadın vs vs vs.Hocada en son dayanamamıs konsularının akıl vermelerine yahu tamam da hiç mi hırsızın suçu yok demiş.Etrafımızda halden anlayacak insan kaldı mı Adil öğretmen?? Anca akıl verseler

    YanıtlaSil
  2. Her insanın kendi yaşantıları yolu ile edindikleri deneyimleri sonucunda önerilerde bulunuyor olması zor durumda olan birini dahada çıkmaza sokabilir. Bu nedenle her hangi bir öneride bulunmanın en geçerli ve güvenilir yolu empati kurmakla olabilir.

    YanıtlaSil
  3. Değerli Adil Öğretmenim,

    İnsan, en çok anlaşıldığı yerde iyileşir. Halden anlamak; sadece bir duyguyu paylaşmak değil, bir insanın sessizliğine bile kulak verebilmektir. Duygudaşlık ise toplumun vicdanını, merhamet de insanlığın mayasını ayakta tutan en kıymetli değerlerdendir.

    İnsan, başkasının acısına yabancılaştığı ölçüde kendine de uzaklaşır. Halden anlamak, yalnızca bir erdem değil; birlikte yaşayabilmenin en derin ahlakıdır. Duyguyu düşünceyle, vicdanı merhametle buluşturan bu anlamlı yazınızı beğeniyle okudum.

    Gönül diliyle yazan duyarlı kaleminiz daim olsun. Kaleminiz, nice gönüllere ışık olmaya devam etsin.
    👏👏📚💙🌹
    Saygılarımla. Esen kalınız. 🙏🏻

    YanıtlaSil
  4. İyiyi doğruyu kötüyü ayırt etmek elimizdeyse neden olmasın!!!

    YanıtlaSil
  5. "Mutluyken sevdiğinizin yanına gidin, mutsuzken sizi çok seven birinin yanına gidin." Anonim.

    YanıtlaSil
  6. "Beyin gücü yüksek insanlardaki mutluluk, bildiğim en nadir şeydir" Ernest Hemingway.

    YanıtlaSil
  7. Zor durumda olanın çevresinden destek beklemesi ne kadar olağansa, bu desteğı vermek de o kadar olağandır. Ama öyle olmuyor maalesef. Destek vermek yerine, darda olanın adeta biat etmesi ve zayıf olanın ezilip büzülmesi bekleniyor. Aslında bu tüm insani vasıfları kaybedip bir tekme de ben vurayım mantığıdır. İnsanlığı, dostluğu kurtarmak dileğiyle...

    YanıtlaSil
  8. Beni anlatmışsınız adeta hocam. Halden anlayan yok artık. Kapitalizmin soğuk yüzü bu. Tokat gibi kişiliğimizde yer etti maalesef. Eskiden şeker gibi insan dediğimiz nazik, anlayışlı pozitif insanlar nedendir bilmem, gözümüzün karşısında tersi bir duruma evrildi. Biz de birileri beni anlayıp destek olsaydı hafifler miydi sıkıntım deyip duralım. Olmuyor, olmuyor. Eskiden tatlı tatlı sohbet ettiğim en yakınımdakiler bile yok. Sağlıcakla.

    YanıtlaSil