SEVDANIN BEDELİ


Seven insan sevdiğine küser mi?

Rüzgâr olup ters taraftan eser mi?

Öfkelenip selamını keser mi?

Sevdalanmak dünyalara bedeldir

Dünya büyük türlü türlü insan var

Kimileri güneş olur, kimi kar

Yiğit eri gönül yorganına sar

Sevdalanmak dünyalara bedeldir

Aşk borandır, herkes anlayıp bilmez

Ferman gelse yüreklerden silinmez

Kör gözlere hiçbir yerde görünmez

Sevdalanmak dünyalara bedeldir

Adil der ki nazlım canım gibidir

Kardelen çiçeğim kanım gibidir.

Adımdan ayrılmaz sanım gibidir

Sevdalanmak dünyalara bedeldir

                        Adil Hacıömeroğlu

                        20 Ekim 2005

 

 

 

       

 

 

 

 

KÖŞEYE SIKIŞTIRILMIŞ TÜRKİYE

Irak Savaşıyla ülkemiz büyük bir alt üst oluşun eşiğinde. Yıllar sonra bölgede ülke sınırları tartışılıyor. Ortadoğu’daki birçok Arap ülkesinin sınırları, 1. Dünya Savaşı sonrası batılı büyük devletler tarafından çizilmişti. Yine bugün bu sınırlar büyük devletler tarafından biçimlendirilmeye çalışılıyor.
Halkın gücüyle, ulusal iradeyle çizilmemiş sınırlar, o uluslar tarafından korunamıyor.
Bölgede ulusal iradeyle sınırlarını çizen, emperyalist devletlerin tüm engellemelerine karşın ulusal bağımsızlığını kazanmış ülke, Türkiye’dir. Ayrıca Türkiye; bağımsızlığını laik, demokratik yönetim biçimiyle de taçlandırmıştır. Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’nın model ülkesiyiz. Bu nedenle Türkiye’miz büyük bir kuşatma altındadır. Bizi ayakta tutan değerlerimiz ve ulusal çıkarlarımız saldırı altındadır. Laik devlet yapısı değiştirilmeye çalışılıyor. Atatürkçü değerlere karşı sinsi bir savaş var içerden. Dışardan ise ulusal bütünlüğümüzü parçalamaya yönelik çalışmalar hızla sürüyor. Maalesef her dönemde olduğu gibi ülkemizde de emperyalist işbirlikçiler cüretkâr bir tavır içindeler.
Ermeni ve Kıbrıs sorunu ise başka bir dert. Bu kadar sorun karşısında bizi yönetenler ne yapıyor peki? Herkes gibi izliyorlar olayları; çünkü inisiyatif tamamen başkalarında, dışarıda. Koca bir aslan ordusunu ceylanlar yönetiyor.
Acaba birileri Lozan’ın rövanşını mı almaya çalışıyor?

FENER’İN ŞAMPİYONLUĞU
Fenerbahçe futbol takımı 2004- 2005 sezonu şampiyonu oldu. Şampiyonluğun ezeli rakip Galatasaray yengisiyle olması Fenerliler için başka bir tat.
Derbi maçın bitimiyle birlikte sahada sevinç gösterileri vardı. Her yer sarı-lacivertti. Bir kişi hariç. O da Fener’in ünlü yıldızı Alex’ti. Brezilyalı yıldız, kendi ülkesinin bayrağıyla renk kattı kutlamalara.
Brezilya, farklı etnik kökenlerden gelen rengârenk bir ülke. Futbol ve samba, ulusal birlik için önemli bir payda. Ve gurbetteki oyuncu ulusal simgesiyle seviniyor. Ne kadar güzel!
Parti, dernek kongrelerinde, ulusal günlerde, gösterilerde şanlı Ay yıldızlı bayrağımıza yer vermeyenler izlediler mi acaba Alex’i.
Ders aldılar mı genç bir ülkenin, genç bir futbolcusundan?

BAKIRKÖY’DEN MANZARALAR
Yıllardır Bakırköy’de seyyar satıcılar yoktu ve ilçemiz bu durumuyla çağdaş bir kent görünümündeydi.
Ne yazık ki son aylarda Bakırköy’de seyyar satıcılar artmaya başladı. Sokaklar yavaş yavaş işgal ediliyor. Bir önceki yönetim tarafından başlatılan büfe salgını sürüyor. Cadde, sokak boşluklarına büfe kondurmada bir önceki yönetimle yarışılıyor adeta.
Florya’daki imar rezaletini yaza yaza bıktık. Ne yazık ki kimsenin umurunda değil. Bakırköy’ü kimlerin yönettiği merak konusu…
Bakırköy’ün göbeğindeki kaldırım işgallerini göremeyen ve onları önleyemeyenler Florya’yı mı görecekler?
* * * *
İstanbul’un en kötüsü, trafik. Denizi en çok kent, denize uzaktan bakıyor. Ulaşım alanında hiç mi hiç yararlanılmıyor denizden. Tabi ulaşım alanında denizi fark edemeyen kent; denizin diğer nimetlerini de göremiyor. Çünkü kent imar edilirken adeta insanlarla deniz arasına duvarlar örüldü. Denize kapalı bir kent oluşturuldu.
Deniz kenarında halka açık dinlenme alanları o kadar az ki! Olanlarda cüzdan yakıyor.
Yeşili, maviyi duyumsamayan; betonlar arasında sıkışmış insanların ruhsal durumları nasıl olur ki? Yeşil ve mavi demokrasidir, yaratıcılıktır.
Bir de neden Bakırköy’den Beşiktaş’a, Üsküdar’a, Boğaz’a…. Deniz otobüsleri, vapurlar çalışmaz?
* * * *
İstanbul güzel bir bahar yaşıyor. Erguvanlarla başlayan güzellikler dizisi tüm hızıyla sürüyor. Yakında manolyalar açacak. Yani kentimiz tellenip duvaklanacak.
Erikler meyvelerini taşıyamıyor. İlk fırsatta Adalar’a gidip erikleri tatmak isterim. Ne güzeldir Adalar’da bahar!
Her sabah erkenden yürüyüş yapıyorum. Fırsat buldukça da çeşitli semtlerde (özellikle de Boğaz manzaralı olanlarda) ve İstanbul’un korularında, ormanlarında yürüyerek geziyorum.
Akasyalar, iğdeler, ıhlamurlar…öyle baygın kokuyorlar ki? Yüreklere aşk iksiri. Böyle havalar, böyle doğa, böylesine güzel bahar insanı deli ediyor.


Adil HACIÖMEROĞLU
30 MAYIS 2005
YEŞİL MARMARA DERGİSİ

FARKLILIKLAR AYRILIK NEDENİ OLAMAZ

Son günlerde bayrakla ilgili bir takım provokasyonlar yaşanmakta ülkemizde. Bunun sonucunda da Türk ve Kürt milliyetçilikleri hızla yükselmektedir. Aşırı milliyetçilik insanların birbirinden nefretini körükler. Bir an gelir farklı etnik kökenden gelen ve yüzyıllarca kardeşçe birlikte yaşayan insanlar düşman kamplara bölünür. İşte bir ülkenin bölünmesindeki önemli adım budur.
Farklılıkları yok sayarak birlikte yaşamak olanaksızdır. Farklılıkları ayrılık nedeni olarak görmek de yanlıştır. Farklılıkları, zenginlik olarak kabul etmek en doğrusudur. Türkiye Cumhuriyeti farklı etnik kökenlerin ve inançların ortaklıkları üzerine kurulmuş örnek bir cumhuriyettir. Dünyada, emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşını vermiş insanlarımızın kardeşçe yaşamına gölge düşürmek ve etnik, inançsal farklılıkları siyasete alet etmek en büyük kötülüktür. Bir arada yaşamamızı sağlayan en büyük ilaç demokrasidir. Demokrasi, farklılıklarımıza saygı göstermeyi gerektirir. Demokratik bir ortamda ayrılıkçılık, aşırı milliyetçilik, dinci gericilik boy atamaz. Feodalizmin yok edilmediği, çoğu zamanda siyasetçiler tarafından desteklendiği ülkemizin bazı bölgelerinde anti demokratik ve ülkenin birliğine zarar veren düşünceler, eylemler ortaya çıkmaktadır.
21. yüzyılda; feodal derebeylerle, din tacirleriyle, kendi yurttaşını linç etmek için can atan ırkçılarla, uygarlık savaşı verilebilir mi?
Bayrak hepimizindir; siyaset üstüdür, birliğimizin, bağımsızlığımızın simgesidir. Bayrağa en büyük saygı, onun ait olduğu devletin anayasal kurallarına uymak, ona göre davranmaktır.
Nevruz eylemlerinde bölücü başına gösterilen sempati dehşet vericidir. Bu nedenle herkes sağduyulu davranmak zorundadır.
Şu günlerde bizi bugüne kadar bir arada tutan gelecekte de bir arada tutacak olan Atatürk Milliyetçiliğine daha çok sarılmak zorundayız.
ÇAĞDAŞ YÖNETİCİLER CEVAP VERİR
Geçenlerde Bakırköy’ün merkezinde bir inşaatın yapımı sırasında bir anacaddemiz çöktü. Şükür ki can kaybı olmadı. Konu ile ilgili Bakırköy Belediyesi de Büyükşehir Belediyesi de sorumluluk almadı.
Koca yol çöküyor, şehir allak bullak oluyor ancak hiç kimse bir şey yapmıyor. Her şey yolundaysa neden bunlar oldu?
Şu sorulara yanıt aramaktadır:
1- İnşaatın yapımı ruhsata uygun mudur?
2- Yapım sırasında terk alanlarına müdahale var mıdır?
3- İnşaat firması yapım sırasında gerekli güvenlik önlemlerini almış mıdır?
4- İnşaatın yapımı belediye tarafından denetlenmekte midir? İnşaatın ruhsata uygunluğu belediyece belirlenmiş midir?
5- Ortada bir kaza vardır. Yani kamunun can ve mal güvenliği tehdit edilmiştir. Bu konuda belediyeler adli ve idari soruşturmaya başvurmuş mudur?
6- İnşaatın yapımı ile ilgili her türlü belge ve bilgi tamam mıdır?
Tabi ki bu ve benzeri sorular çağdaş ülkelerin çağdaş kentlerinde akla gelir. Tabi çağdaş yöneticiler de bu sorular üzerinde düşünüp yanır verir, sorumluluktan kaçmaz.


FLORYA’DA GÖSTERMELİK YIKIMLAR
Florya’daki imar talanı büyük bir hızla sürüyor. Belediye uyuyor. Daha önceki yazılarımızda yıkımları göstermelik olmamasını dilemiştik. Ama maalesef göstermelikti her şey. Yoksa Florya bir kayıkçı kavgasıyla mı hızlı bir talana kurban gitti?

BAHAR COŞKU MEVSİMİ
Bahar geldi, her tarafta bir canlılık var. Boğazdaki erguvanları seyretmek ne güzeldir. Arkasından manolyalar açacak. Her taraf bir renk cümbüşü.
En güzel şarkılarımızı sözlerimizi söyleyelim sevdiklerimize.

Adil Hacıömeroğlu
31 Nisan 2005
Yeşil Marmara Dergisi

SEVDA


Sevda durdurulmaz ince bir sezi

Silinmez anısı derinde izi

Geçmişe dönersen tatlı bir mazi

Sevip de savaşana merhaba

 

Yıllar geçse unutamam bu yazı

İçimde onulmaz büyük bir sızı

Yazgı mı ki bu değişmez yazı

Yüreğini satmayana merhaba

 

Bir kuş gibi geldin kondun dalıma

Düşünmeden zehri kattın balıma

Kara çalıp kastettin ki alıma

Gülistanda gül olana merhaba

 

Adil der ki hile katmam özüme

İnananlar değer verir sözüme

Tabansızlar nasıl bakar yüzüme

Özü, sözü bir olana merhaba

                        31 Temmuz 2004

 

 

DERİN ÖZLEM


Dokuz yıldır özleminden eridim

Karlar yağdı yolumuza kürüdüm

Her şeyimdin, peşin sıra yürüdüm

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

 

Geceme ışıktın, günüme renktin

Yüreğin kavrulmuş, kendime denktin

Düşüncen berraktı, sözle mihenktin 

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

 

Sahrada kalmıştım, suya hasrettim

Hissettim ki ceylan benim kısmetim

Yâre deli olmak benim kısmetim

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

 

Adil’im yüreği kanar derinden

Bedenimi böldün orta yerinden

Gözlerim yaş doldu baktım gerinden 

Kanadım kırıldı, yitik sensizim

Gök kubbe altında yalnız, öksüzüm

                        29 Temmuz 2004

 

 

 

 

GECELER BOYU


Seni düşünürüm geceler boyu

Beni anlamaya yetmez her duyu

Benzeri bulunmaz güzeldir huyu

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

 

Sıcaklığın ağustosta bulunmaz

Ufkum geniş yıllar yılı varılmaz

Tadın güzel yaşam boyu doyulmaz

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

 

Menekşemsin, manolyamsın koklarım

Altınımsın, gümüşümsün saklarım

Saat geçmez halin nedir yoklarım

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

 

Adil der ki mutluyum ki sen varsın

Gönül verip bağlandığım tek yarsın

İncecik belini kollarım sarsın

Gün geçtikçe sevdam başımdan aşar

Görenler halime derinden şaşar

                        21 Haziran 2004

 

 

 

SEVGİLİM


Bir bahar geçirdim sensiz gecesi

Bilemedim, neden böyle sevgilim?

Bir aşktır ki çözülmez bilmecesi

Anlamadım, neden böyle sevgilim?

Uçacaksak gökler bizi bekliyor

Bir derdime binlercesi ekliyor

Diller tutuk, kelimeler tekliyor

Neden böyle anlamadım sevgilim?

Gündüzüm güzeldir, gecem umutlu

Yürekte büyüyen Tanrıca kutlu

Bunca keder yeter, olalım mutlu

Bu duruma akıl ermez sevgilim

Adil’im dünyaya bir kez gelirim

Sensizlik çekerek içten eririm

Gönlünden geçeni doğru bilirim

Böyle sevda görülür mü sevgilim?

                        Adil Hacıömeroğlu

                        2 Haziran 2004

 

BİR BAHAR DAHA SENSİZ

 

Bir bahar geçirdim sensiz gecesi

Bilemedim, neden böyle sevgilim

Bir aşktır ki çözülmez bilmecesi

Anlamadım neden böyle sevgilim

 

Uçacaksak gökler bizi bekliyor

Bir derdim var, binlercesi ekliyor

Diller tutuk, sözcüklerim tekliyor

Neden böyle kavramadım sevgilim

 

Gündüzüm güzeldir, gecem umutlu

Yürekte büyüyen Tanrıca kutlu

Bunca keder yeter olalım mutlu

Bu duruma akıl ermez sevgilim

 

Adil’im dünyaya bir kez gelirim

Sessizlik içinde iyce eririm

Gönlünden geçeni doğru bilirim

Böyle sevda görülür mü sevgilim

2 Haziran 2004


KARAYEL, POYRAZ



Lacivert denizde

Apak köpükleriyle

Dolaşıyordu ak renkli tekneler

Telli duvaklı, nazlı

Ve kırılgan

Ve dumansız, gürültüsüz

 

Teknelere, lacivert sulara

Ve ufka

Ve gökyüzüne baktıkça

Seni düşünürüm mavice

Fırtınalı bir günde

İki çılgın aşık

Kız Kulesi yolunda

 

Esiyordu karayel

Soğuk, ıslak ve canlı

Saçlarındaydı karayel

Savruldu kızıllık

Savruldu yüzüme, anlıma

Kokunu getirdi baygın

Ciğerlerim bayram yeri

 

Deliydi karayel

Biz ondan deli

Soğuktu karayel

Biz sımsıcak, sokulgan

Çıldırıyordu karayel

Çılgındık zaten

Ben, seni karayelle

Poyrazla buldum

Lodosla yitirir miyim?

                            Adil Hacıömeroğlu

                            4 Mayıs 2004

 

ÇAM ÇIRASI


Yüreğimde yanan çam çırasıdır

Gönlümü almanın tam sırasıdır

Beni kırıp döken dil yarasıdır

Bu fani dünyada kemlik nedendir?

Aşığın üzüp de gitmek nedendir?

Öfkeyi bastırıp usçu bakmalı

Gönül ocağında odlar yakmalı

Yaşam ırmağında sular akmalı

Bu fani dünyada kemlik nedendir?

Aşığın üzüp de gitmek nedendir?

Saplantılar çokça kurtulmak gerek

İnatçı bakışı bırakmak gerek

Sevdalı kişiyi düşünmek gerek  

Bu fani dünyada kemlik nedendir?

Aşığın üzüp de gitmek nedendir?

Adil’im özveri baş tacım oldu

Ağladım gözlerim yaşlarla doldu

Bir gülüm vardır ki az daha soldu 

Bu fani dünyada kemlik nedendir?

Aşığın üzüp de gitmek nedendir?

                        Adil Hacıömeroğlu

                        7 Nisan 2004

 

 

 

 

 

 

 

DİL YARASI


Yüreğimde yanan çam çırasıdır

Gönlümü almanın tam sırasıdır

Beni kırıp döken dil yarasıdır

Bu fani dünyada kemlik nedendir

Aşığın üzüp de gitmek nedendir

 

Öfkeyi bastırıp usçu bakmalı

Gönül ocağında odlar yakmalı

Yaşam ırmağında sular akmalı

Bu fani dünyada kemlik nedendir

Aşığın üzüp de gitmek nedendir

 

Saplantılar çokça kurtulmak gerek

İnatçı bakışı bırakmak gerek

Sevdiğin kişiyi düşünmek gerek

Bu fani dünyada kemlik nedendir

Aşığın üzüp de gitmek nedendir

 

Adil’im özveri baş tacım oldu

Ağladım, gözlerim yaşlarla doldu

Bir gülüm vardı ki az kalsın soldu

Bu fani dünyada kemlik nedendir

Aşığın üzüp de gitmek nedendir

7 Nisan 2004

NE OLDU BİZE?


Kardelen’im söyle ne oldu bize

Nazara mı geldik bilemedim ben

Bunca yapılanlar bir kıskanç göze

Feda mı edilecek anlamadım ben

 

Düşlerde gibiydik, uçardık yüce

Gündüzler yetmezdi, uzundu gece

Bu destansı aşkı uğursuz güce

        Heba mı edilecek anlamadım ben

Nice zorlukları aştık da geldik

Aşılmaz duvarı kolayca deldik

En sıcak havada bir serin yeldik

Neler yaşıyoruz anlamadım ben

        Adil’im her yanım seni istiyor

        Zaman bir su gibi akıp gidiyor

        En tatlı baharlar bizsiz geçiyor

        Başımdaki nedir anlamadım ben

                        30 Mart 2004

GÜZELİN TUTSAĞIYIM

 

Güzelin tutsağıyım, kolay mı sanıyorsun

Yüreğimdeki odu söner mi sanıyorsun

Özlemin içimde çığlar gibi büyürken

Verdiğin acıları geçer mi sanıyorsun

Yıllardır bekliyorum yüreğimde büyüdün

Nice fırtınalarda peşin sıra sürüdün

Gece gündüz demeden bir emeli ararken

Çoğu zaman yolumda tek başıma yürüdüm

Bunca zaman severim, yine de seveceğim

Dağlar geçit vermezse gonca gül sereceğim

Sevime kavuşmayı sabırsızca beklerken

Mazinin defterini topyekûn sileceğim

                                Adil Hacıömeroğlu

                                14 Şubat 2004