ÖSYM,
iktidarın güdümüne girdikten sonra yaptığı tüm sınavlarda neredeyse şaibe var.
İşi yalnızca sınav yapmak olan bir kurum, doğru düzgün bir sınav yapamıyorsa
yöneticileri neden koltuklarında oturur hala?
Sınav
yolsuzlukları ilk kez, 26 Ağustos 2007’de yapılan Polis Meslek Yüksek Okulu
sınavıyla başladı. Adana’da Kemal Serhadlı Polis Yüksek Okulu’nda sınava giren
bir aday, elindeki kopya kâğıdında bulunan yanıtları, yanıt kâğıdına geçirirken
yakalandı. Başlatılan soruşturma sonucu adayın soruları para karşılığında
aldığı saptandı. Anlayacağınız polis adayı, mesleğe başlarken rüşvet vererek
sınav kazanmış olacaktı. Ne kadar yazık değil mi?
KPSS’de
yapılan soru sızdırma olayı dillere destan. Hileli sınavda tüm soruları
yanıtlayanlar, hilesiz sınavda nal topladılar. Binlerce kişi mağdur oldu, ama
yöneticiler mağrur ve mamur.
2011
YGS’de şifreli yanıt anahtarı ortalığı karıştırdı. Artvinli bir avukatın
çözdüğü şifre, Türkiye’yi karıştırdı. İddiaların kanıtlanması üzerine ÖSYM,
şifreyi kabul etti. İstifa mı? O da ne? Herkes görevinin başında aslanlar gibi.
Tıpta
Uzmanlık Sınavı sonuçları ise iki yıl sonra değiştirildi. Kazanan adaylar
yeniden yerleştirildi. Anlayacağınız TUS’ta ÖSYM tuş oldu. İki yıldır KBB eğitimi
gören asistan hekimler, kardiyolojiye geçmek zorunda kaldılar. Böylesi ters
örnekler çok sayıda.
Avukatlar
İçin Adli Yargı ve Savcı Adaylığı sınavının iptal edilip yeniden yapılacağını
duyurdu ÖSYM. Toplumun hukukunu teslim edeceğimiz yargıç ve savcılar soru
aşırarak görevlerine gelecekti az kalsın. Ondan sonra da adalet bekleyelim bu
kişilerden öyle mi?
Öğrenciler
üniversitelere yanlış yerleştiriliyor. Sınav kâğıtları yanlış okunuyor.
Haksızlık diz boyu, ÖSYM yöneticileri olağan bir yanlışlık yapılmış gibi
görevlerini sürdürmekteler.
Canımızı,
malımızı, yaşamımızı, emanet edeceğimiz kişiler hileli sınavlarla görevlerine
gelecekler; ondan sonra da onlarda işlerini doğru yapmalarını bekleyeceğiz öyle
mi?
Ülkemizin
en güvenilir kurumu olan ÖSYM’yi birkaç yılda en güvenilmez kuruma
dönüştüreceksiniz ve bunun hesabını vermeyeceksiniz… Öğrenciler yılarca çalışıp
hazırlanacaklar sınava, veliler elinde avucunda ne varsa harcayacaklar bu
yolda, siz bu emekleri çarçur edeceksiniz ve vicdanınız da rahat olacak. Ondan
sonra da bu ülke “İleri demokrasiye geçti.” nutuklarıyla avutacaksınız gariban
halkı. Dünyanın hangi demokratik ülkesinde işini bu kadar kötü yapan biri,
görevini bunca zamandır sürdürebilir?
Şimdi de duyduk ki ÖSYM, din ve ahlak
bilgisi dersinden Yükseköğretime Giriş Sınavında (YGS) beş, Lisans Yerleştirme
Sınavında ise sekiz soru soracakmış öğrencilere. Yine popülizm, her alanda olduğu gibi. Sen
yolsuzluklarla dolu sınavların hesabını verme; din sorusu sorarak halka hoş
görün. On üç din sorusuyla yaptığın onca yanlış sınavın ve mağdur ettiğin on
binlerin, senin üzerinde olan günahını ödeyeceğini san. Bu kul hakkıdır. On üç
değil, yüz on üç din sorusu da sorsanız bu vebalden kurtulmanız çok zor.
Adil
Hacıömeroğlu
25
Aralık 2012
Not: 26 Ocak 2012 tarihli Kent Yaşam
Gazetesinde yayımlanmıştır.
Yazılarımın tümünü, http://adiladalet.blogspot.com dan
okuyabilirsiniz.
ÖSYM ; yakın geçmişte ülkemizin en güvenilir ve saygın kuruluşu iken ; AKP yönetiminde tüm güvenirliğini yitirmiş durumdadır. Polis Yüksek okulu sınavında , KPSS ' DE , YGS ' de , TUS ' ta
YanıtlaSilkanıtlanan yolsuzluklar , ÖSYM görevlilerinin o koltuktan alınmasına yetmemiştir . Yanlışlarla , yolsuzluklarla onca öğrencinin , insanların hakkı yenmiş , buna göz yumulmuştur. Bir de '' GÜNAH ÇIKARIR GİBİ '' , YGS için toplam 13 din sorusu ekleme kararı alındı ; din istismarı ile yolsuzlukların günahını yok edeceklerini sanıyorlar .. Bütün bu gidişatı Sayın Adil Haciömeoğlu'nun bu yazısında ayrıntılı biçimde görebiliyoruz . Teşekkürler Adil Haciömeroğlu ; yüreğinize sağlık!
ÖZGEN KARA
Bahsini ettiğiniz tüm bu sınavlarda mağdur olmuş olanların ailelerinden ve kendilerinden nasıl bir tepki geldi. Kaç kişi sokağa dökülüp isyan etti, yeter artık dedi. Bu olaylarla çoluk çocuğu hakkından edilmiş aileler sus pus olmuş, kendinden korkar olmuş, bu sınavlarla uzaktan yakından bir hesabı olmayan bizler kendimizi feda ediyoruz. Öyle saça böyle tarak hocam. Çok bile bu millete. Bilinen bir sözle bitirmek gerekirse Toplumlar Laik Oldukları Yöneticilerle Yönetilirler, Sağlıklar...
YanıtlaSilAdnan Yiğiter
Sınavlar,atamalar,ihaleler tamamen ihanet hırsızlık ve arsızlık üzerinden yaşamımıza sokuluyor.
YanıtlaSil