Ekran
tutsaklığının birçok bağımlılığın yanı sıra akran zorbalığına yol açtığını
birçok yazımda söyledim. Üzülerek söyleyeyim ki akran zorbalığı, bir üst
aşamaya geçerek çocukların akranlarını öldürmesine dönüştü. Ne yazık ki
çocukların öldürmeleri akranlarıyla sınırlı kalmadı ve aile içi cinayetlere
sıçradı. Son günlerde çocukların anne, baba, kardeş, dede, nine, teyze, hala, amca,
dayı ve diğer aile yakınlarını öldürdükleri haberlerini sıkça işitmekteyiz.
Ekran
bağımlılığının çocuklarda duygusal kırılmaya yol açtığını anlatmıştım. Duygusal
kırılma, çocukların aileye aidiyetlerini zayıflatıp giderek yok ediyor. Çünkü
ekrana iyice bağlanan çocuk, kendince orada sanal bir aileye sahip oluyor.
Böyle olunca da kendini oraya ait olarak görüyor. Görünmez bir el, çocuklarımızı
bizden çalarak sanal bir ailenin üyesi yapıyor. Onları yaşamın gerçeklerinden,
aile köklerinden koparıyor. En kötüsü de insan olmanın en önemli yanı olan duygularını
yok ediyor. Duyguları yok olan biri, her türlü kötülüğü yapabilir. Zaten sanal
ailenin üyesi olan çocuklara doğruyu da eğriyi de öğreten, neyin suç olup
olmadığını anlatan da ekran. Bir çocuk, suça bulaştığında ekrandan kopması da
olanaksızlaşıyor ve bağımlılığı daha çok artıyor.
Evet,
bir çocuk onu gözünden sakınan, türlü özverilerle büyüten, yemeyip yediren,
içmeyip içiren annesini, babasını niye öldürür. Bu durumun olanaksız olduğunu
düşünür herkes. Ancak çocuk, ekrana bağımlı duruma geldikten sonra onun geçmişi
yok edilip kökü kurutuluyor o sanal dünyada. Zaten bağımlı olan çocukların
büyük çoğunluğunun da geleceği olmuyor.
Televizyonlarda
içimizi acıtan bir haberi şaşkınlıkla izledik. 15 Mart 2026 günü Sivas’ta 15
yaşındaki bir çocuk; babasını, ağabeyini ve babaannesini silahla vurdu. Baba ve
ağabey öldü. Babaanne ise hastaneye kaldırıldı. Olayın öncesinde nelerin yaşandığını
bilmiyoruz. Bir çocuğu, en yakınlarını öldürecek bir duruma getiren koşulların
ne olduğu iyi incelemeli. Çocuklar yaradılışları gereğince umut doludur. Çünkü
onlar, gelecektir. Umut dolu olan biri, nasıl cana kıyar kolayca? Onun umudunu
yok eden hangi koşullardır?
Ne
yazık ki çocuklara yanlış rol modeller sunuluyor. Kolay yoldan, emek harcamadan
para kazanmanın bir beceri olduğu anlatılıyor ekranlarda. Bu nedenle de çocuk
işi gücü bırakıp kumara yöneliyor.
Bazı
çocukların bahis borcu nedeniyle dede ya da ninesini öldürdüğünü duyuyoruz.
Bahis, ekranlarda oynanan bir kumar… Kumar da diğer bağımlılıklar gibi ekranla
başlıyor. Görünmez bir el, çocukları kandırarak ve onlara varsıl bir yaşamın
yolunu açtıklarını söyleyerek kumara alıştırıyor. Çocuk, çok para kazanmak için
büyük bir hırsla bahis oynuyor. Önce küçük paralar kazandırılarak yemleniyor.
Sonrasında yitirdikçe yitiriyor. Gırtlağına dek borçlanıyor. Alacaklılar,
çocuğu tehdit etmeye başlıyor borcunu ödemesi için. O da çözümü, aile üyelerini
öldürerek paralarını, varsa diğer birikimlerini almayı düşünüyor kısa yoldan.
Böylece dünya kadar sevmesi gereken yakınlarının canına kıyıyor yok yere. Kendini
de en yakın akrabalarını da mahvediyor.
Son
günlerde yakın akrabalarını öldüren çocuk sayısı hızla artıyor. Bu, rastlantı
olmasa gerek. Ekranlarda adam öldürme, silah kullanma dersleri var. Çocukların
çoğu, bu videoları izleyerek birini nasıl öldürebileceklerini öğrenmekte. Bazı
videolarda ise anne ya da babadan kurtulduklarında özgürleşecekleri telkin
ediliyor onlara. Büyüklerinin hiçbirinin çocukların yaşamına karışamayacakları,
onları yönlendiremeyecekleri söyleniyor. Bunun amacı, çocukların aile bağlarını
koparmak. Böyle olunca da onları istedikleri gibi kullanıyor sanal dünyanın
küresel efendileri.
Çocuklar,
bu dünyaya suç işlemek için değil, geleceği kurmak için geliyor. Onlar
ailelerinin, en yakınlarının canına kıymak için değil; ailesinin mutluluk ve
gurur kaynağı olmak için var. Bu nedenle çocukları ekrandan kurtarıp
ailelerinin şefkat, mutluluk ve umut dolu kucağına döndürmek gerek. Aile ortamının
sıcak kucağı, onların duygusal kırılmalarını onaracakları en doğru yer.
Bir
kişi, varlığının nedeni olan annesine, babasına, ninesine ve dedesine nasıl
kıyar? Onları öldürmeyi niye düşünür? İnsanlar, ailesini korumak için can
vermeyi amaçlamışken onları yaşamdan nasıl koparır? Bunun nedeni, sanal
bağımlılık… Bu nedenle çocukların yeri ekranlar değil, ailelerinin dizinin
dibidir.
Adil
Hacıömeroğlu
28
Mart 2026
Değerli Adil öğretmenim ,
YanıtlaSilToplumsal bir yaraya dokunan bu yazınızın okuru bol olsun anlatalım , paylaşalım 👏👏📚
Ekranların soğuk ışığında büyüyen bir kuşağın , yüreklerindeki sıcaklığı yitirmesi ne acı…İnsanın içi ürperiyor..😢
Eskiden sokaklar çocukları büyütürdü, şimdi ekranlar yalnızlaştırıyor. O yalnızlık, zamanla duygudaşlığı törpülüyor; duygudaşlık eksildikçe akran, arkadaş olmaktan çıkıp bir hedefe dönüşüyor. Nitekim araştırmalar da gösteriyor ki kontrolsüz ekran kullanımı, çocukların sosyal bağlarını zayıflatıp zorbalık eğilimini artırabiliyor.
Aile içinde kurulamayan sağlıklı iletişim, dijital dünyanın gürültüsüne teslim olunca; sevgi yerini sessizliğe, sessizlik ise öfkeye bırakıyor. Bugün akran zorbalığı dediğimiz şey, aslında görünmeyen bir yalnızlığın ve değersizlik hissinin dışa vurumu… Sosyal medyada başlayan küçük bir kırgınlık bile büyüyüp şiddete dönüşebiliyor.
Ve ne yazık ki bu çürüme sadece bireysel değil; toplumsal bir çözülmenin habercisi… Mahalle kültürünün kaybolmasıyla çocuklar ekranlardan öğrendiklerini gerçek hayata taşıyor; şiddet normalleşiyor, sınırlar siliniyor.
Oysa çocuk bir aynadır…
Ailede gördüğünü topluma yansıtır. Sevgiyle büyürse merhamet olur, ihmal edilirse öfke…
Bu yüzden mesele sadece bir “zorbalık” değil;
bir toplumun yavaş yavaş yüreğini kaybetmesidir…
Yüreğinize , duyarlılığınıza sağlık..👏👏✨❤️
Vicdanlı kaleminiz daim olsun.🙏🏻Bu yazı, sadece bir tespit değil; aynı zamanda bir uyanış çağrısı gibi…
Teşekkür ederim .📚🌹🙋♀️Esen kalınız..🍀