İran’ın
ABD ve İsrail’e karşı gösterdiği büyük utkuya varacak direniş, NATO’yu eylemli
olarak ortadan kaldırmakta olduğunu söyledik daha önce. Kaba ve kontrolsüz bir
güce, sömürüye, yalana, haydutluğa dayalı Atlantik sisteminin 28 Şubat 2026’dan
başlayarak çökeceği yalın bir gerçek. İran’ın direnişi, Körfez ülkelerine, çağdışı
yönetimlerden kurtarma yolunu açacağını da anlattık. Böylece hem NATO üyeleri
hem de Körfez ülkeleri özgürleşecek İran’ın direnişi sayesinde.
Batı
Asya’nın en büyük sorunu, Filistin… Batı Asya topraklarında petrol
keşfedildikten sonra emperyalist güçler sırtlan sürüsü gibi abandı bölgeye.
Sınırlar cetvelle çizildi. Ülkeler bölündü. Binlerce yıldır birlikte yaşayan
halklar birbirinden ayrılıp yabancılaştırıldı. Emperyalizm, bu halkları
birbirinden ayırmakla kalmadı, onları birbirine düşman ederek bitmez tükenmez
çatışmaların içine soktu. Cetvelle çizilen sınırlar, BOP kapsamında yeniden
bölünmek istendi. Bu nedenle bölge, kan denizine döndürüldü.
Dünyanın
egemeni emperyalistler, petrolü ve doğalgazı kolayca sahiplenmek için 1948’de
Batı Asya’ya bir de İsrail devleti kurdurdular. Bu yapay devleti silahlandırarak
ve ekonomik olarak destekleyerek komşularına saldırttılar. İsrail,
Filistinlileri binlerce yıldır yaşadıkları yurtlarında silah zoruyla kovdu. Kalanlar
ise tutsak kamplarında yaşamak zorunda kaldı. Kendi topraklarında öldürüldüler,
akıl almaz işkenceye uğradılar. Sözde uygar dünyanın gözlerinin önünde bir
ulus, soykırıma uğratıldı.
İsrail,
akla hayale gelmeyecek işkenceler uyguladı Filistinlilere. Onu, ne yasalar ne
de insanlık değerleri durdurdu. İsrail, işkence uygularken yaşlı, kadın, çocuk
ayrımı yapmadı hiç. Dünya insanlığının vicdanları körelip taşlaştı sanki.
Geçtiğimiz
günlerde TRT World’ün verdiği haber, izleyenlerin kanını dondurdu. Birçok kişiye:
“Bu kadarı da olmaz.” dedirtti. İsrail askerleri, Filistinli bir babayı
yakalar. Babayı sorgularlar. Baba, konuşmaz. Babayı konuşturmak için onun 18
aylık (yani bir buçuk yaşında) bebeğine işkence yaparlar acımasızca. Masum
bebeğin bedeninde sigara söndürürler. Bu da yetmez… Minicik bebeğin bacağına
çivi çakıyor bu insan kılığındaki yaratıklar. Tıbbi raporlarda bebeğe işkence yapıldığı
saptanmış. Bebek on saat sonra serbest bırakılmış. Sonrasında Uluslararası Kızılhaç
Komitesince ailesine teslim edilir bebek. Bu bebeğe işkence yapanlara insan
denebilir mi?
Filistin,
yıllardır İsrail bombaları altında yaşama tutunma, var olma savaşı vermekte.
Olanaksızlıklar içinde tüm insanlığı hayran bırakacak bir direniş sergiliyor.
Yalnızca bombalar ve kurşunlara karşı mı direniyor Filistin? Doğaldır ki hayır…
Filistinlilerin
yaşadığı Batı Şeria ve Gazze’ye yiyecek, içecek, ilaç, akaryakıt ve zorunlu
gereksinim olan yaşamsal ürünlerin girmesi yasak. Açlık, susuzluk, sayrılıkla da
savaşmakta bu mazlum ulus. Olağanüstü bir direnişin adıdır Filistin. İşte, bu
direniş; ABD, İsrail ve onların satılmış işbirlikçilerine karşı insanlık savaşı
veren İran’da vücut buldu.
İran’ın
emperyalizme vurduğu her darbe, Filistin’in özgürlüğe giden yolunu kısaltmakta.
Dünyanın en mazlum halkının zalime karşı verdiği özgürlük utkusunun ışıltıları
ufukta görünmeye başladı bile. Dayan Filistin, diren İran! Diren, tüm insanlık
için…
Adil
Hacıömeroğlu
25
Mart 2026
Değerli Öğretmenim, emeğinize sağlık, yazınızı beğendim.
YanıtlaSil