KÖTÜLÜĞÜ YARGILAYAN VİCDAN


Dünyada iyi insanlar olduğu gibi kötüler de bulunmakta. İyiliği, yaşam biçimine dönüştürenler çok fazla olduğu gibi bilerek ya da bilmeyerek kötülük yapanlar da çok… Dünyada her şey karşıtıyla var. Doğaldır ki iyiliğin olduğu yerde kötülük de olacak. Biri olmadan diğeri olmaz. Dileğimiz, kötülüklerin oldukça azalması toplumuzda ve tüm dünyada…

Bazı kişiler; hısım akrabaya, eşe dosta, konu komşuya akıl almaz kötülükler yapar kimi zaman. Kötülük yapmasındaki nedenler sayısızdır. Kimi zaman küçük çıkarları uğruna karşısındakine çok büyük zarar verir. Çoğu zaman bu zararlar, insanlarının yıkımına da neden olabilir. Öylesine zarar verir ki karşısındakine insan eğninde ve tininde açtığı yaralar kolay kolay onarılıp iyileşmez. Kişinin yüreği kanar içten içe. İnsan olan birinin durduk yerde bunca kötülüğü yapmasına bir anlam veremez kişi.

İnsanlara kötülük yapanlarının çoğu, geçmişte karşısındakinden iyilik gördüğünün tanığıyızdır. Böyle durumlarda atalarımızın “İyiliğe ‘nereye gidiyorsun’ demişler, ‘kötülüğe’ demiş.” sözü, usumuza gelir. İyiliğin gücünü, değerini ve insancıllığını anlamak için karşımızdaki kişinin erdemli olması gerek. İnsanlık erdemlerinden uzak birinin yapılan iyiliği anlaması, değerbilir olması olanaksız.

Kötülük yapan biri, karşısındakinden daha büyük bir kötülük bekler. Çünkü onun bilinci, erdemsizliği, insanlık değerlerinden uzaklığı, yaşam anlayışı bu düzlemde biçimlenmiştir. :Çünkü onun bilinci, davranışları kötülük üzerine kurgulanmıştır.

İnsanoğlu aynadır. Karşısındaki aynaya bakan, kendini görür. Aynada görünen yalnızca tensel bir görüntü değil, tinseldir de aynı zamanda. Kötücül kişi, aynaya bakınca kendi yüzündeki ve yüreğindeki kötülükleri görür. Eğer yüzünüzde güzellik, yüreğinizde iyilik varsa onu görüp onu anlarsınız.

Kötülük yapan, hep korku içindedir. Çünkü yaptığı işin farkındadır. Karşısındakini üzdüğünü, ona zarar verdiğini çok iyi bilir. Bu nedenle kötülük yaptığı kişiyi çevresindekilere, kimi zamanda yargı kurumlarına şikâyet eder. Buradaki amacı, kendini suçsuz göstermek istemesi. Kendi yaptığı kötülükleri, karşısındaki yapmış gibi anlatır herkese. Buna yansıtma yöntemi deriz psikolojide. Bu, tinsel bir sayrılık aslında. Ona sorduğunuzda hakarete, şiddete uğrayan kendisidir. Yaptığı iyiliklerden kötülük gören de o. Sürekli bir yakınma durumu var bu kişilerin. Yakındığı kişinin kim olduğu önemli değil; tanıdığı tanımadığı, ilgili ilgisiz önüne gelen herkese yakınıp durur. Böyle yaptığında vicdanının sesini susturup suçluluk duygusundan kurtulacağını sanır.

Vicdan; insanlığın en büyük tartısı, yargısı, adalet uygulayıcısıdır. Kimilerinin vicdanı çok gelişmişken kimilerinin vicdanı ne yazık ki yeterince gelişmemiştir. Kötülük yapmayı alışkanlık durumuna getirmiş kişilerde vicdanın yeterince geliştiği söylenemez. Böyle de olsa bu kimselerde zerre kadar da olsa kalan vicdan kırıntısı, onu yaptıklarıyla ilgili bir iç sorgulamaya yöneltir. Bu sorgulama, onu içten içe yer bitirir. İşte, kötücüllerin önüne gelene dert yanması bu vicdan sorgulamasını bastırmak istemesinden. Giderek vicdan sorgulamasının artmasından korkar bu kişiler. Aslında korkusunun nedeni, yaptığı kötülükleriyle yüzleşmesinin kaçınılmaz olduğunu bilmesindendir. Kötülük, bu kişinin içinde kurda dönüşmüştür ve her geçen dakikada onun içini kemirmekte. Bu da onu tinsel açıdan yorup dengesizleştirir. Bu dengesizlik, günlük yaşamında açıkça belli olur.

Kötü insan; çevresindeki insanları, işlediği suç adliyeyi ilgilendiriyorsa yargıyı kandırır. Ancak içinde kırıntı kadar da olsa kalan vicdanını kandırıp susturamaz. Bu nedenle kötücül, kötülük yaptığı kişiden değil; vicdanından korkmalı. Her şeyden kaçsa da o, kendi vicdanından kaçamaz. Herkesi sustursa da kendi vicdanını susturamaz. Kötülük yapan kişi, herkesi kandırır; ancak kendi vicdanını kandıramaz.

Vicdan, insanın içindeki en sessiz ve adil mahkemedir. Kimse vicdanının kendisini yargılamasından kaçamaz.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       29 Mart 2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder