VATAN DEDİLER


Talip Apaydın’ın işgal yıllarını anlattığı Toz Duman İçinde kitabından sonra, Kurtuluş Savaşı’nın yer aldığı Vatan Dediler’i de okudum. Köy enstitülü yazarımızın bu kitabından da önceden okuduklarımda olduğu gibi büyük keyif aldım. Dili yalın bir kitap… Köyü, köylüleri çok iyi tanıyan bir yazar Apaydın. Ayrıca Anadolu gerçeğini iyi gözlemleyip kavrayıp özümsemiş biri.

Vatan Dediler’de yurdumuzu işgalden kurtarmak için cepheye koşanlarla işgal altındaki topraklarda Yunanlıların halka yaptığı insan usuna sığmayacak türlü eziyetler, kıyımlar, kırımlar, soygunlar anlatılmakta. Komşusu soyulup öldürülürken, her gün yüz yüze baktığı köylüsü kızlar, gelinler tecavüze uğrarken kendi canını ve malını kurtarmak için düşmanla işbirliği yapanlar çarpıcı bir dille anlatılıyor romanda. İşbirlikçilik konusundaki başkahraman Kökezli Hacı Nuri ile Tacım köyünün İmamı Ziver Efendi.

Tacım’ın yiğit delikanlıları, silahlanıp atlarına binerek gönüllü olarak Afyon’a gidip milli orduya katılmak için hazırlık içindedir. Hacı Nuri, Kadir Ağa ve Ziver Efendi işgalcilere yaranmak için bu gençleri düşmana ihbar ederler. Gönüllü askerler yola çıkmadan önce işgal güçleri evlerde, çevrede saklanılabilecek yerlerde gençleri arar. Kıl payı düşmanın eline geçmekten kurtulurlar. Zaten işgalin ilk günlerinde Molla Mahmut’un öncülük ettiği milli çetede yer alan Yan Bilal yakalanıp insanlık dışı işkencelerden geçirildi. Karısına, Bilal’in ve herkesin gözü önünde düşman askerlerince tecavüz edildi. Sonunda Bilal, düşman kurşunuyla şehit edildi. Onun şehadetinden birkaç gün sonra bağlarda saklanan Molla Mahmut ve arkadaşları Afyon yoluna çıkarlar.

Molla Mahmut, yola çıkmadan önce eşi Hacer’le oğlu Murat’ı İbrahim Bey’in yardımıyla onun ailesiyle Akşehir’e gönderir. Annesi Ayşa, köyden ayrılmayı reddeder. Evinden, toprağından ayrılmayacağını söyler. Tek başına direnir yaşama Ayşa Kadın. Ona askerde olan Kül Hamit’in karısı Nazife, yardımcı olur oğlu Selim’le. İşgal bitinceye dek birlikte yaşarlar. Ayşa Hanım, bir yandan geliniyle torununu diğer yandan ise Mahmut’unu merak eder. Ayrılık acısı ciğerine işler.

Dönemin koşulları düşünüldüğünde gidilecek doğru dürüst yol yok! Yoksulluk diz boyu… Yanlarında kuru ekmek ve birazcık peynir vardır azık olarak. Molla Mahmut, Haceli, Kazım, Hamdi ve Aşır gece gündüz demez at sürerler. Atlar, dayanamaz bu zor yolculuğa. Hem kendileri hem de atlar neredeyse iğne ipliğe döner. Olağanüstü bir yolculukla ve büyük güçlükleri aşarak Afyon’a ulaşırlar. Köyden ayrılmadan bir istihbarat subayından adresini aldıkları bir esnafı bulurlar. Onun aracılığıyla askerlik şubesine gidip orduya gönüllü yazılırlar. Hemen eğitim alanına varırlar. Atları olduğu için onları süvari alayına alırlar. Her gün eğitim yapılır.

Molla Mahmut, yol boyunca köyde kalan annesini ve Akşehir’e doğru yola çıkan eşiyle oğlunu düşünür. Bu düşünce onu içten içe yer bitirir. Arkadaşlarının ise köydeki ailelerindedir usları. Komutanı bir iş için birkaç subayı ve eri Akşehir’e gönderir. Mahmut da onların içindedir. Akşehir’de karısı ve oğlunu görür sağ salim, dünyalar onun olur. Hacer, bir terzihanede askerlere giysi dikmektedir. O da savaşa elinden gelen katlıyı yapar.

Düşman hızla ilerlemektedir. Afyon’u ele geçirir. Molla Mahmut ve arkadaşlarının yer aldığı süvari alayı İnönü savaşlarına katılır önce. Burada Kazım, şehit olur. Onun acısı yakar bitirir onları. Bu can pazarından kurtulurlar. Sakarya Savaşı’nda Yunanlılara iyi bir tokat vurulur. Hamdi ve Aşır yaralanır. Bu arada köylüler ve arkadaşları olan Kül Hamit ve Zühtü’yle karşılaşırlar Eskişehir’de.

Molla Mahmutların bölük komutanı Eskişehirli Galip Bey’dir. O, öğretmen kökenli bir yedek subay. Galip Bey’in düşünceleri onları çok etkiler. Ayrıca onun insancıl davranışlarına, içtenliğine hayran olurlar. Galip Bey vurulur düşman kurşunuyla. Başta Molla Mahmutlar olmak üzere bütün bölük büyük bir yıkıma uğrar. Onun acısı yüreklerine oturur.

Molla Mahmutlar cephede yurdun esenliği için savaşırken Hacı Nuri, işgalci subaylara koyunlar kesip toy verir kendi evinde. Yunan subaylarına verdiği toyda sofrada bir tek kuş sütü eksiktir. Kadehler Yunan ordusunun başarısı için kalkar. Hacı Nuri de işgalcilere uyar. Yunan subaylar, kadınsız eğlence olmaz, derler. Hacı Nuri, evinde çalışan bir kadını altın vereceği vaadiyle zorla oynatır düşman eğlencesinde.

Sakarya’da düşman püskürtülüp yenilir. Ordumuz geceli gündüzlü bir hazırlığın içindedir. Derken Büyük Taarruz başlar. Molla Mahmut ve arkadaşları en ön safta dövüşürler yürekleriyle. Düşmanın direnişi kırılır ve ordumuz bir bir yurt topraklarını hızla kurtarmaya başlar. Derken askerimiz Uşak’a girer. Ardından Tacım köyüne gelirler. Uşak da Tacım köyü de alevler içindedir. Köyün camisi başta olmak üzere tüm yapılar kül olmuştur. Mahmut ile Haceli’nin evleri de yanmıştır. Molla Mahmut ve Haceli evlerine uğrarlar ayaküstü de olsa. Molla Mahmut, yanmakta olan evin önünde annesini, kurtarabildiği bir kısım eşyanın üstünde otururken bulur. Haceli ailesiyle Mahmut da anasıyla kısa süreli de olsa bir özlem giderirler. Kendi köylerine girmeden önce Kökez’den geçerken Hacı Nuri’nin birlik komutanına işgalcilerden dert yandığını işitir Mahmut. Nuri, bir yandan da cebinden çıkardığı altınları orduya bağışlar.

İzmir kurtarılıp savaş biter. Mahmut’la Haceli terhis olunca yürüyerek köylerine ulaşırlar zor bela.

Talip Apaydın’ın Vatan Dediler’inde birtakım toplumsal ve yönetimsel eleştiriler de var. Eski düzenin köşe taşları sakız gibi her ağıza uyum gösteriyor. Yoksul Anadolu köylüsü cepheye koşup can verirken varsıllar paralarına para katmak için karaborsacılık yapıp köylünün malına el koymanın peşinde. Her savaşın varsılları olur dünyanın her yanında. Bizim de on yıl süren savaş dönemimizin varsılları saymakla bitmez.

Vatan Dediler okunmalı. Okunmalı ki tarihten ders almalı. Yurdumuzun işgalden nasıl ve kimlerce hangi özverilerle kurtarıldığı her kuşaktan yurttaşımızca bilinmeli. Atatürk’ün köylüyü niye milletin efendisi olarak gördüğü de iyice anlaşılmalı.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       28 Temmuz 2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder