BAŞARI, EKRANDAN UZAKLAŞMAKTA


Liselere ve üniversitelere giriş sınavları yapıldı. Milyonlarca çocuk ve genç, bu sınavlara umudunu ve geleceğini bağlamıştı. Sınavların sonuçları açıklandı. Büyük başarı göstererek üst sıralarda yer alan öğrencilerin sınavlara nasıl hazırlandıkları basına yansıdı. Başarı sıralamasının üstünde yer alan öğrencilerin çoğu, sınavlara hazırlanırken akıllı telefon ve tabletlerden uzaklaştıklarını söyledi.

Akıllı telefon ve tableti elinden bırakan öğrenci girdiği sınavda başarılı olup amacına ulaşıyor. Ekran bağımlılığının çocuk ve gençlerin başarısını ne denli etkilediği ortaya çıkıyor böylece. Sınavlarda sıfır çekenler çok… Bu konuda, yani sıfır çekenlerin ekranlarla ilişkileriyle ilgili henüz bir sayımlama[1] yapılıp açıklanmadı. Ancak bu alanda çalışmalar yapılması, hem öğrencilerin başarısı hem de eğitimimizin gelecekteki hedefleri açısından çok önemli.

Peki, son günlerde ekran bağımlılığı konusunda bazı gelişmiş ülkeler neler yapıyor? Danimarka, Finlandiya, Fransa, İsveç, İtalya ve Norveç eğitim bakanlıkları sınıflardaki ekranları kaldırma kararı aldı. Bunu yaparken eğitimde teknolojiyi tamamen yasaklamıyor bu ülkeler. Eğitimin merkezine teknolojinin yerine, insanı koyuyorlar. Bu doğrultuda dersler, ekranda değil; basılı kitaplara odaklanarak yapılacak. Bu arada öğrencilerin el yazısı yazmaları yeniden gündemde. Çünkü ekran bağımlısı olan çocuk, motor becerileri azaldığından yazı yazmayı unutuyor. Bu yolla çocukların okuduğunu ya da anlatılanları anlama, konuya odaklanma sorunu çözülmeye çalışılıyor. Ayrıca düzgün okumayı sağlamak da önemli bir amaç bu önlemlerin alınmasında.

Sözü edilen bazı ülkeler, derslerde cep telefonu, hesap makinesi ve yapay zekâ kullanımını yasaklama yolunda önemli çalışmalar yapıyor. Öğretmeni, öğrenciyi, ders kitaplarını, defteri ve kalemi merkeze koyan bir eğitim sistemine dönüş söz konusu. Zaten sanal ortam, eğitimin amacına uygun yapılmasının önünde önemli bir engel değil mi? İnsanı, yani öğretmen ve öğrenciyi devre dışı bırakan bir eğitim sisteminin yararlı olması olanaksız. Çünkü eğitim, insan için ve insanla yapılır.

Bilimsel araştırmalar, elle yazı yazmanın bellek ve öğrenmeyle ilgili beyin bölgelerini klavyeyle yazmayla karşılaştırıldığında çok fazla etkinleştirildiğini göstermekte. Bunun kalıcı öğrenmeyi sağladığı da bilinen bir gerçek.

Türkiye, eğitim alanında verimliliği artırmak için ekran bağımlılığına karşı önlem almak zorunda. Ne yazık ki başta çocuklar olmak üzere toplumumuz ekranlara teslim olmuş durumda. Akıllı telefonlar, tabletler elden düşmüyor. Televizyonlar ise evlerimizin vazgeçilmezi… Sanal dünya, çocukların geleceğini belirleyip onların bilincini oluşturmakta.

Öğrencilerimizin çağdaş bir eğitimden geçirilmesinin yolu, onları teknolojiye ve sanal dünyaya teslim etmemektir. Çocuklar eğitilirken en çok gereksinim duydukları şey, öğretmen şefkati, sıcaklığı, sevgisi, arkadaş dayanışması değil mi? İnsanlar arası etkileşimin olmadığı yerde eğitim olur mu? Hele öğrencileri, kimlerin hangi amaçla yönettikleri bilinmeyen sanal bir dünyanın eline bırakmak bir toplumun geleceğini belirsizlik boşluğuna bırakmak olmaz mı?

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       31 Temmuz 2026

                                              



[1] İstatistik

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder