Başarısız
kişi yoktur, amacı olmayanlar vardır; dersem yanlış olmaz sanırım. Çoğu kişinin
yaşam savaşımında gerçekleştireceği bir amacı, ulaşacağı bir hedefi bulunmuyor.
Böyle olunca da kişi avara kasnak gibi. Sürekli dönüp dolaşır kendi ekseni
çevresinde; ancak yol alamaz, hep aynı yerde tepinip durur. Yani yerinde sayar.
Gerçekleştireceği
amacı, ulaşacağı hedefi olan kişi menzile varmak için koşar. Ancak bu koşma, onu
yormaz. Çünkü onun için amacını gerçekleştirmek, hedefine ulaşmak kutlu bir
ülkü. O ülkü, onun yaşam kaynağı, başarıya giden yolun itici gücü; kendi
içindeki tembelliği, durağanlığı, uyuşukluğu yok etmenin sonsuz ve tükenmez
erkesidir.
Amacı
olmayan kimse, çoğu zaman ne yapacağını bilmez. Kendini koşulların, dış etkenlerin
etkisine bırakıp oradan oraya savrulur. Bu kişiler, belli bir izlenceleri
olmadığı için ne yapacaklarını, nasıl çalışacaklarını; neyi, nerede
bulacaklarını bilmeleri olanaksız. En önemlisi de kendi güçlerinin, erkelerinin
farkında değildirler. Bu gücün farkında olmadıkları için de özgüvenleri gelişmemiştir.
Özgüvensiz olmaları, onların yaşam savaşımının her aşamasına yenik
başlamalarına neden olur. Bu tür insanlar, sürekli kendilerinden güçlü ve
başarılı gördükleri kimselerin çevresinde uydu gibi döner. Onların çekim alanında
kalarak bir şeyleri elde edeceklerini sanırlar. Hiçbir zaman kendileri
olamazlar. Bu kişiler uydusu oldukları güçlerin başarılarını, amaçlarını, hedeflerini,
ülkülerini kendisininmiş gibi benimser. Bunlar gerçekleştiğinde hedefe asıl
ulaşan ve kendilerinin bağımlı olduğu kişi kadar sevinip mutlu olurlar.
Herkesin
yaşamın her anında, alanında, döneminde bir amacı, hedefi ve ülküsü olmalı. İçinde
yaşadığı koşulları, kendi gücünü, yeteneklerini iyi bilip değerlendirmeli.
İnsan önce kendi içindeki başarma gücünü keşfetmeli. Bunu keşfeden insanın
bundan sonra birçok keşfi yapacağı kesindir. Kendini bilmeyen biri, başkasını bilebilir mi
hiç?
Ünlü
Fransız Düşünür Michel de Motaigne: Gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgâr
yardım etmez, diyor. Bu güzel söz, günümüzde
de yol göstermekte herkese. Geminin kaptanı kendisine bir rota belirlememişse
yelekenlerine dolan rüzgâr ne denli elverişli olursa olsun gemi bir yere
varamaz. Rüzgârın gücü, gemiyi denizin ortasında dolaştırıp durur amaçsızca. Bir
kişinin eğer bir hedefi yoksa yakınlarının olanakları, içinde bulunduğu koşullar
ne denli elverişli olursa olsun hiçbir zaman başarılı olamaz. Çünkü bu kişilerin
yürüyeceği yol, gideceği bir yön yok!
Çocuklara
yaşama tutunmaya başladıkları ilk andan başlayarak bir amaç, hedef ve ülkü
kazandırmalı. Her adımlarının belirledikleri hedefe ulaşmak olacağı gerçeğini
benimsetmeli. Bu, onların belli bir izlence içinde verimli çalışmalarını,
olumlu yönde gelişmelerini sağlayacak. Böylece çocuklar, yaşamda başarılı olmanın
yöntemini öğrenip benimseyecek ve onu yaşam biçimine dönüştürecek.
Hedefi
olmadan algıya, öğrenmeye açık us, amaçsızdır. Öğrenmek istese de öğrenemez.
Çünkü öğrendiklerini bir amaca yöneltemez. Bu nedenle uğraşısı, emeği, zamanı
boşa gider.
Günümüzde
çocukların da gençlerin de hatta yetişkinlerin de çoğunun bir amacı, hedefi ve
ülküsü yok! Bu olmayınca kendilerinin yelin gücüne, suyun akışına ve mevsimin
değişimine bırakmaktalar. Böylece yaşamı biçimlendirme, yönlendirme, zamanı
doğru olarak değerlendirme şanslarını yok etmekteler kendi elleriyle. Oysa
yaşam bize bin bir rengi, sayısız olanağı, şaşırtıcı fırsatları sunmakta altın
tepside. Ne yazık çok yalın bir gerçek olan amaç, hedef ve ülkü edinmeme
yüzünde her şeyi elimizin tersiyle itiyoruz bir yana.
Yaşı
ne olursa olsun herkesin bir hedefi olmalı. Önemli olan ömrümüzün sonuna
yaklaştığımızı duyumsadığımız bir anda bile bir meyve fidanı dikmektir. Bir ülke
amacı, hedefi, ülküsü olan yurttaşları sayesinde uygarlık yarışını kazanıp
ileri gider. O halde ne duruyoruz önümüze gerçekleştireceğimiz bir amaç, uğruna
emek harcayacağımız bir ülkü ve ulaşacağımız bir hedef koymak için?
Adil
Hacıömeroğlu
21
Eylül 2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder