4 Ekim 2012 Perşembe

SAVAŞ ÇIĞIRTKANLARI


           3 Ekim akşama doğru Urfa’nın Akçakale İlçesine, Suriye tarafından ateş açıldı. İkisi kadın, üçü çocuk beş yurttaşımız yaşamını yitirdi. Ölenlere Tanrı’dan rahmet, yakınlarına sabır, ulusumuza da başsağlığı diliyorum.

Suçsuz, silahsız yurttaşlarımızın yaşamını yitirmesi bir kez daha savaşın kirli yüzünü gösterdi. Ortadoğu’daki petrol savaşının tamamen dışında bulunan, akşam yemeğini hazırlamakla meşgul olan bir anne, kızları ve komşusuyla haksız bir savaşın kurbanı oldular.

“Arap Zemherisi”nin başlamasıyla Kuzey Afrika’dan başlayan yangın, Ortadoğu’ya sıçrayarak kapımıza dayandı. Yangını çıkaranlar, petrol içerek yaşayan Batılı vampirler… Yangına benzin döken de AKP iktidarı ile Körfez’in çağdışı yönetimleri. Sınırımıza dayanan yangının, bizim topraklarımıza sıçramaması olanaksızdı. Sonunda olan oldu, Şanlıurfa ve Hatay illerimiz bu kirli petrol savaşından etkilendi. Aklı başında ne kadar insanımız, aydınımız varsa bu durumu önceden görerek hükümeti uyardı. Ama anlayan, kulak asan kim?

“1911 ile 1923 yılları arasında nereleri kaybetmişsek, hangi topraklardan çekilmişsek 2011ile 2023 yılları arasında o topraklarda tekrar kardeşlerimizle buluşacağız. (Habertürk, 21 Ocak 2012)” Bu sözler Dışişleri Bakanı Davutoğlu’na ait. İnsan sormadan edemiyor: Bu sözleri çağdaş Türkiye’nin dışişleri bakanı mı söylüyor, yoksa fetih marşıyla kalelere saldıran ortaçağ devletinin her hangi bir veziri mi? Bu sözlerde komşu ülkelerin toprak bütünlüklerine, egemenliklerine tehdit yok mu? Yarın çıkar Davutoğlu der ki, “Sözlerim yanlış anlaşıldı ya da basın çarpıttı.” Sorumlu orunlarda bulunan kişilerin, konuşmalarında daha dikkatli olması gerekmez mi? ABD’den destekli “Yeni Osmanlı” düşleri görmek, günümüzün gerçekçi ve sağlıklı kafalarına yakışır mı? ABD, Türkiye’yi neden “Yeni Osmanlıcılık” tuzağına çekiyor? Bu sorunun yanıtını düşünmek, akılcı davranmanın yolu değil mi? ABD, açıkça ülkemizi Ortadoğu’da bataklığa çekerek silahlı güç olarak kullanmak istiyor. Ne yazık ki rüya âlemindeki hükümet bunu görmeyip tatlı rüyanın uykusundan uyanmak istemiyor.

Şimdi gelelim Akçakale’ye… Evet, Suriye tarafından ateş açıldı ve yurttaşlarımız yaşamını yitirdi. İlk kez mi ateş açıldı topraklarımıza Suriye topraklarından? Hayır! 20 Eylül’den beri on altı kez Akçakale’ye top mermisi düştü. Ateşin, Suriye tarafından geldiği doğru. Ama kimden olduğu belirsiz. Topraklarımıza düşen havan mermisiyse büyük bir olasılıkla Suriye’deki teröristlerce atılmıştır. Neden mi?

Esat yönetimi, karışıklıkları bastırdı. Yalnızca sınırımıza yakın bölgelerde çatışmalar var. Nedeni de teröristlerin üs olarak topraklarımızı kullanması ve Türkiye’nin lojistik desteği. Savaşta kaybeden teröristlerin tek umarı, Türkiye’nin müdahalesi. Bu nedenle Akçakale’ye ateş açıp Türkiye’yi oyuna getirmiş olabilirler. Bu konu iyi araştırılmalı, merminin kaynağı belirlenmeli.

Başı yeterince belada olan Esat yönetimi, Türkiye’yi neden kışkırtsın? Bu aşamada Türkiye’nin savaşa sokulması, ABD ve İsrail’in işine gelir. Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi, İran’ı da içine alan geniş çaplı bir savaşın çıkması demek. Bu kimin işine gelir? Tabi ki ABD ve İsrail’in.

Bugün hükümet, TBMM’den Suriye topraklarına gerektiğinde askeri müdahalede bulunmak için tezkere çıkaracak. RTE ve Davutoğlu gibi savaşın ne olduğunu bilmeyen, tarih bilgisi kıt, yalnızca 1699’a kadar Osmanlı’nın yaptığı savaşları yüzeysel olarak anlayan, fetih rüyalarıyla tatlı uykular uyuyan kişilere böyle bir yetki verilemez. Devletlerarası ilişkileri sokak mantığıyla çözmeye çalışan bir anlayışa savaş yetkisi vermek, büyük cinayetlere ortak olmaktır, aman dikkat!

Savaş çığırtkanları, Türkiye’yi ABD adına savaşa sürüklüyor. Yine Mehmetler ölecek; ama vatan için değil, tıpkı Kore’deki gibi ABD çıkarları uğruna. Kandil’i vuramayanlar, Şam’ı vuracaklar. Niçin, kim adına?
                                               Adil Hacıömeroğlu
                                               4 Ekim 2012
Not: Yazılarımın tümünü http://adiladalet.blogspot.com dan okuyabilirsiniz.

7 yorum:

  1. kaleminize sağlık Adil bey.

    YanıtlaSil
  2. çok güzel yazmışınız tebrik ediyorum

    YanıtlaSil
  3. Erdinç ŞENER4 Ekim 2012 13:14

    Savaş yok bu sadece Teskere..Ve kimse merak etmesin Türkiye Suriyeye girecek cesareti bulamaz:) Kandile giden yol Şamdan Geçer..Ben Savaşı gerekli görenlerdenim..Bu fırsat varken Suriye Irak Türkiye üçgenindeki tim PKK kampları temizlenmeli..Komşudaki yangını seyrederseniz bir gün sizede bulaşır..

    YanıtlaSil
  4. Adil bey tüm gerçekleri yazmış ve yorumlamışsınız. Ne yazık ki Akp ve onu benimseyen halk perişan olacaktır. Tarih de bunu yazacaktır. Ülkemizi ve gençlerimizi felakete sürükleyenler geçmişte olanları umursamadan hareket ediyorlar ve hızla bir uçuruma doğru gidiyoruz. Yeni Osmanlı düşleriyle. Halk uyanacak ama çok geç olacak.

    YanıtlaSil
  5. İlahi Hocam, akşam haberlerini dinlemediniz herhalde. Ne diyordu, radarlarımız düşen top mermilerinin hangi Suriye Birliklerinden atıldığını tespit etmiş, ondan sonra karşılık vermişmişiz. Radarlarımızla ne kadar övünsek az. Bu radarların yönü bence Ankara' ya çevrili. Ankara'dan gelen sinyalleri geldiği gibi yorumluyor. Tıpkı medyamız gibi. Bir de en sonda sormuş sunuz kim adına ne adına diye. Kim adına olduğu gün gibi aşikar artık. Ne adına olduğu da . Vakti zamanın birileri tarafından sondaj yapılıp petrol yok diye beton atılan kuyular şimdi bakir petrol yatakları olarak durmakta. Kim için saklanıyor dersiniz. Kutsal kitaplarında Nil Vadisinden Mezopotamya' ya kadar olan bölgeyi kimin yurtlanmasına dair ayet varsa onlar için.
    Saygılar
    Adnan Yiğiter

    YanıtlaSil
  6. Zaruri olmadıkça savaş cinayettir diyor askeri deha M.Kemal; savaşa karar vermek oyun değil, ülkeye ve evlatlarımıza karşı ağır bir sorumluluk. Sorumlular tarih karşısında yargılanacaklarını unutmamalıdırlar.
    Ben savaşa hayır diyerek safımı tutuyorum, yaptırımı olmayacak ancak hiç mi değil safım belli...

    A.Özçelik

    YanıtlaSil