4 Nisan 2014 Cuma

SARIGÜL’ÜN ADAYLIĞI


Yerel seçimlerin CHP vitrinindeki en önemli ve parlak yıldızı Mustafa Sarıgül’dü. Arkasında ciddi bir basın desteği vardı. Zaten aday olmasında merkez ve yandaş medyanın rolü önemlidir.
CHP’nin seçimlerde yenilmesini isteyen güçler, Sarıgül’ü büyük bir medya kampanyasıyla pazarladılar. Halka kulak vermek yerine, medyanın sesini işiten CHP yönetimi bu kampanyaya boyun eğdi ve Sarıgül’ü aday yaptı. AKP de İstanbul’da en rahat seçimini kazandı bu sayede.
Sarıgül, CHP’den aday olmaması durumunda Şişli’yi bile kazanamayacak durumdaydı. Kendisi de bunun farkındaydı. İlçe belediye başkan adaylığı için affedilmesi olanaksızdı. Siyasetten silinmek üzereyken CHP yönetimi ona yaşam öpücüğü verdi ve İstanbul adayı yaptı. Şişli’yi kaybedeceğini düşünen Sarıgül, Şişli’nin yanı sıra Beşiktaş’ı da denetimi altında tutacak bir kadrolaşmaya gitti. Bu yönden bakıldığında Sarıgül kaybetmedi, CHP kaybetti her yönüyle İstanbul’da.
Mustafa Sarıgül, seçim propagandası dönemine bakıldığında apolitik bir kampanya yürüttü. Etliye sütlüye dokunmadı. Yüzeysel birkaç proje dışında bir şey vaat etmedi. Sunduğu projelere en küçük itiraz geldiğinde ise “Uzmanlarımızla çalışıyoruz, yeni düzenleme yapabiliriz.” biçiminde savunmalar yaptı. İstanbul’u yağmalayan AKP anlayışına karşı cepheden mücadele edemedi. 2B arazilerinin yoğun olduğu semtlerde bile etkin olamadı. Kent yağmasını halka anlatamadı. Kendini tatmin eden gösterişlerle halkın gözünü boyadı.
Sarıgül’ün aday belirleme sürecinde neredeyse tüm yakınlarını CHP listelerine yazmaları kamuoyunca hoş karşılanmadı. Yakınları dışında kimseye güvenmeyen, oligarşik bir yönetim kurmaya çalışan Sarıgül’ün bu tavrı CHP’ye zarar verdi. Halka güvenmeyen siyasetçi halktan oy alabilir mi? Zaten İstanbul bir oligarşik yönetimin elinde. İkinci bir oligarşik yönetimi halk neden istesin? O zaman ne yapmalı? Oligarşiyi yıkmak için demokratik tavırlar ortaya koymalı. AKP despotizmine karşı demokrasi savunulmalı.
Mustafa Sarıgül’ün zaman zaman sinirli tavırları gözden kaçmadı. Çevresindekileri azarlayan, onlara kızan, bağırıp çağıran bir görüntüsü oldu kimi zaman. Altından kalkamayacağı sorular karşısında birden sertleşen bir davranış gösterdi.
Sarıgül’ün seçim kampanyası sırasında en büyük ve en önemli hatalarından biri CHP örgütünü hiçe saymasıydı. Sarı atkılı TDH’lilerle yürüttü kampanyasını büyük bir oranda. TDH’liler, Sarıgül dedi, CHP demediler. Kişiyi, tarihi neredeyse yüz yıla dayanan bir siyasal kurumun önüne geçirdiler. TDH’nin sarı atkılarını sallarken altıoku hiçe saydılar.
Adaylar belirlenmeden önce CHP’nin en rahat kazanacağı il İstanbul’du. Rüzgâr, CHP’den yana esmekteydi. Koşullar, AKP’nin gitmesi için olanak yaratmaktaydı. CHP, Sarıgül sevdasını İstanbul aşkının önüne koydu ve seçimleri feda etti. Yaşamı boyunca CHP’ye oy vermemiş bir zümrenin oyununa gelerek İstanbul’u AKP’li yağmacıların eline bıraktı.
İstanbul seçimi, tüm Türkiye’yi değiştirecek nitelikteydi. Bu fırsat hoyratça tepildi YCHP yöneticilerince. Kendi iradesini, ilkelerini, tabanının isteklerini, tarihsel görev ve amaçlarını hiçe sayan bir partinin başarılı olması olanaklı mı?
                                                                       Adil Hacıömeroğlu
                                                                       4 Nisan 2014


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder