TARİHİN DOĞRU YANINDA YER ALMAK


28 Şubat 2026 günü sabaha karşı ABD-İsrail, İran’a saldırdı. Ülkemizde, siyasete ilgi duyanlar kendilerince yorumlarda, çıkarımlarda bulundular. İran’ın Hürmüz’ü kapatmasıyla dünyada petrol ederi fırladı. Bu artış neredeyse tüm mal ve hizmetlere yansıdı. İran yalnızca ABD-İsrail hedeflerini vurmuyor; nerede tüm ülkelerin bütçelerini, dünyanın dört bir yanındaki insanların keselerini de vuruyordu. Birçok ülke, bu durumun ortadan kalkması için savaşı başlatan ABD-İsrail’in karşısında konumlandı. Bu da saldırgan ülkelerin dünyada tecridini sağladı. Bunun dünya için hayırlı olduğunu söyleyebilirim.

AKP’ye yakın kimi yorumcular, televizyonlarda ülkemizin ABD’nin yönlendirmesiyle enerji üssü olacağını demeye başladılar. Hürmüz’ün kapanmasıyla Körfez ülkelerinin boru hatlarıyla petrollerini Türkiye’ye taşıyacaklarını savladılar. Bunun ülkemize olağanüstü ekonomik olanaklar sağlayacağını süsleyerek anlattılar.

Evet, savaşlar çoğu zaman bazı ülkelere birçok olanak, fırsat sağlayabilir. Tarih boyunca bu, hep böyle olageldi. Ancak bu olanak ve fırsatlar, tarihin doğru yanında duranların ayağına gelir. Tarihin yanlış yerinde duranlar, açık ya da gizli kazanmasını istedikleri güçlerle birlikte kaybettiler. Ne yazık ki AKP hükümeti, bu savaşta tarihin doğru yanında açıkça duramadı. “Denge politikası” adı altında iki taraf arasında yalpalayıp durdu. Bu arada denge yalpalamak değil.  Yalpalamak, dengesizliğin açık göstergesi. İran’ın bu savaştan yengi ile çıkacağını hiç düşünmedi. Onun hesabı, ABD-İsrail’in kazanacağı üstüneydi. Üstelik İran’ı destekleyen güçlerin özellikle de Çin ve Rusya’nın önümüzdeki dönemin yükselen güçleri olacağını hiç usuna getirmedi. Dünya düzeninin bu biçimde süreceğini düşündü AKP.

Uzun zamandır dünyada siyasal fay hatlarında önemli kırılmalar olmakta. Ancak bazı eski kırık fay hatları da kaynayıp birleşmeye başladı. Dünya düzeni hızla değişmekte. Güçler dengesi Batı’dan Doğu’ya kaymakta yeni fay hatlarının oluşmasıyla. Dünya ekonomik merkezinin Asya’ya kaydığı yadsınamaz bir gerçek. Ekonomik güç Asya’daysa siyasal gücünde orada olması kaçınılmaz bir durum. Bunu öngöremeyen siyaset düzeni, doğru yerde konumlanamaz. Yıllardır söylenegelen NATO masallarıyla kendini de halkını da kandırır. Bu da ona yarar yerine zarar getirir.

Tarihin doğru yanında yer almak için öncelikle doğru tarih bilmeye gereksinim var. Ayrıca siyaset birikimi yüksek kadrolar gerekli. Birikimsiz bir siyasal kadrolardan doğru öngörü beklemek çok yanlış olur. Atlantik merkezli bir siyasal anlayışın ve onun politikacılarda oluşturduğu ezbercilik, yaratıcı düşünme ve geleceği görme konusunda körlük yarattığını söyleyebilirim.

ABD’nin kuklası Zelenski’yi elinden tutup Şam’a götürerek tarihin doğru yanında duramazsın.

AKP iktidarı, ABD-İsrail’le İran arasındaki savaştan sonra olanaklar elde etmek istiyorsa tarihin doğru yanında yer alması gerekir. Şu anda bile fırsatlar elinden kaçmış değil. Gün doğmadan neler doğar, kim bilir…

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       8 Nisan 2026

 


3 yorum:

  1. Kalemine Efendi Kalan Adil öğretmenim,

    Tarihin doğru yanında yer almak, gücün gölgesine sığınmak değil; vicdanın ışığında yürüyebilmektir. Çünkü zulmün yanında duranlar zamanın tozunda kaybolur, mazlumun yanında duranlar ise insanlığın hafızasında iz bırakır.

    Tarih, yalnızca kazananların hikâyesini yazmaz; asıl olarak, kalbini karartmadan ayakta kalabilenlerin adını fısıldar. Zulüm karşısında susanlar belki kısa bir süre kendilerini güvende hisseder; fakat o sessizlik, zamanla bir yük olup toplumların vicdanında sorguya dönüşür. Dün zalimle yol yürüyenlerin, bugün ağır bedellerle yüzleşmesi bu yüzdendir.

    Türkiye için mesele, yalnızca coğrafyanın dayattığı hesaplar değildir. Asıl sınav, jeopolitiğin sert gerçekleri ile vicdanın sarsılmaz sesi arasında bir denge kurabilmektir. Çünkü gerçek anlamda “doğru taraf”, stratejinin ötesinde bir duruştur; adaletin, hakkın ve mazlumun yanında dimdik durabilmektir.
    Usunuza, yurtseverliğinize sağlık.👏👏Vicdanlı kaleminizle ,yüreğiniz var olsun.🙏🏻💐📚✨🍀

    YanıtlaSil
  2. Tarihin doğru yanında yer almak için öncelikle doğru tarih bilmeye "gereksinim var". Ne kadar doğru bir söz... Kendini onlarca yıl ecdat ve Abdülhamit masallarıyla eyleyen adamlar tarihten ne anlar, siyaseti ne bilir...

    YanıtlaSil
  3. ABD-İsrail-İRAN çatışmasının,eski ölmüş ABD dış işleri bakanı, Yahudi Henry Kisinger'in, "Yeni dünya düzeni" kitabının ip uçlarını verdiğini düşünüyorum.
    Kitaba göre, İran çoktan beridir,nükleer silah edinmiş durumdadır.
    ABD niçin Korenin,Pakistan'nın,diğer ülkelerin nükleer silah sahibi olmasına karşı çıkmıyorda,İran'da nükleer silah olmasına karşı çıkıyor?
    Çünkü,İran'nın ilk hedefi,nükleer silahı İsrail'e karşı kullanmaktır.
    Ancak,o bölgede Filistin'li müslümanlarda yaşadığı için,nükleer silahı kullanamıyor.
    ABD-İsrail'in,asli hedefi bu bölgeyi(ki canlı örneği Gazze'dir) müslümanlardan arındırmaktır.
    Bölge,müslümanlardan arındırıldıktan sonra,İsrail İran'ın nükleer silah kullanımında,hedefi haline gelecek.
    Hali hazırda,İsrail,Filistinli Müslümanları kalkan olarak kullanmaktadır.
    Bütün gaye,İran'ın elde ettiği nükleer gücü,elinden alarak,İsrail'in arz-ı mevut emellerine alan açmaktır.
    Abdurrahman Fetvacı.

    YanıtlaSil