ARİFEDE EL EMEĞİ GÖZ NURU


Arife geleneği yüzyıllardır ana memleketim İsabey’de sürüyor. Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bir gelenek modern dünyanın tüm baskısına karşın var olmak için direnmekte. Bu geleneğin toplumsal değişime direnip ayakta kalmasının nedeni, merkezinde çocukların olması…

İsabey’in dünyaya örnek olacak arife geleneği; çocuklara değer vermenin, onları yaşamın merkezine oturtmanın, geleceği kuracak olan bugünün küçüklerine kişilik kazandırmanın yaşama geçirilmesiyle ilgi çekiyor. Dinsel bayramlarda her yerde çocuklar, büyüklerin ayağına gidip onlarla bayramlaşır. Oysa bu tarihsel kasabada arife günü çocuklar eskiden belediyenin bulunduğu alandaki çınarın altında toplanıyor. Büyükler, onların yanına gidip bayramın ruhuna uygun armağanlar veriyor her çocuğa. Çam sakızı çoban armağanları verilirken çocuklar, çınarın dibinde sırayla oturuyor. Amaç, onları sevindirip bayram sevinci yaşatmak…

Çocuklar ayağa kalkıp büyüklerin ellerindeki armağanlara koşup saldırmıyor, herkes sırasını bekliyor. Bu davranış, çocuklara herkesin kendi hakkına saygı göstermesinin bir göstergesi. Ayrıca çocukların bu tok gözlülüğü övgüye değer…

İsabey’de çocukların bayram günü kapı kapı dolaşıp bayramlaşmayı bir araç olarak kullanıp para, şeker toplama gibi bir alışkanlıkları yok!  Yalnızca anne ve babalarıyla hısım akraba, konu komşu, eş dost ziyaretlerine gidiyorlar. Orada da büyükler ve akranlarıyla bayramlaşıyorlar. Her şey, saygı ve sevgi çerçevesinde yapılır. Bu kasabada bayramlar arife gününden başlayarak çocuklara görgü kurallarının öğretilip benimsetildiği günlerdir.

Teyzemin oğlu Ahmet Çelik, Acıpayam’da bir meslek okulunda teknik eleman olarak çalışmakta yıllardır. İyi bir zanaatkârdır. Eli uzdur. Karınca gibidir, bir yerde oturamaz, sürekli devinim içindedir. Uzun süredir ahşap işiyle ilgilenir. Ahşaba ruh ve biçim verir. İnsan usunu zorlayan düşlerini gerçekleştirir. Ağaçtan yaptığı el emeği, göz nuruyla yaptığı yapıtları görmeye değer.

Kağnılar, rahleler, duvar saatleri, oyuncaklar, yel değirmenleri, otomobil ve kamyonların türlü modellerinin yanı sıra eskiden köylerde tarımsal aletlerin neredeyse hepsinin küçük örneklerini yapıp sergiliyor. Bu arada yumurcaklar için topaç ise olmazsa olmazı… Kimi zaman çocukların özel istekleri oluyor ondan. Örneğin, yeğeni ondan köpekbalığı yapmasını istemiş. O da erinip üşenmemiş, geçmiş tezgâhın başına, çocuğun isteğini yerine getirmiş.

Düğünlerde gelin ve damada el emeğiyle yapıp alınteri akıttığı mutfak araçlarını anmalık olarak verir. Özellikle yaptığı kaşık, kepçe gibi mutfak araçlarını damatlara verir.  

Emzikli, senek, tobuç, fıçı, testi gibi su kaplarını yapar ağaca sevgisini, göz nurunu katarak. Yeni yürümeye başlayan çocuklara yardımcı olmak için el emeğiyle Yörük kağnısı üretir. İlk adımını atan çocuklara armağan eder bu yürüteçleri.

Ahmet Çelik için çocuklar çok öncelikli ve değerli. Kendi ürettiği topaçları, düdükleri tanısın, tanımasın yolda izde gördüğü çocuklara armağan eder. Onların sevinciyle sevinç ve mutluluk duyar. Ahmet kardeşimin yaşam felsefesi çocukları sevindirmek, onları etmek üzerine kurulu. Bu düşünceyle yaşama dört elle sarılıyor, yüreğindeki umut fidanları boy atıyor.

Bu yıl kurban bayramın arifesi, 26 Mayıs 2026 Salı günüydü. Arifeden günler önce Ahmet, Acıpayam’da yol kıyısında budanmış meyve ağaçlarının dallarının atıldığını gördü. Onların çöp olmasına gönlü razı olmadı. Aldı testeresini girişti işe. Kesip biçti onlarca dalı. Bu dallardan iki yüzü aşkın düdük yaptı. Çöpe atılan ağaç dalları sanat yapına döndü ustanın becerikli, yetenekli ellerinde. Düdükleri bir torbaya doldurdu ve arife gününü beklemeye başladı.

Arife geldi çattı. Sabah erkenden İsabey’in yıllara meydan okuyan çınar ağacının yanına gitti. Çocuklar çoktan gelmişti. O, elindeki düdüğe üfleyince çocuklar dikkat kesildi. Sırayla her çocuğa düdüğünü verdi. Alan çocuk, üflemeye başladı elindekine sevinçle. Birden belediye alanı bir düdük orkestrasına döndü. Arife renklendi. Çocuklar için unutulmaz bir gün oldu. Kendisi de çocuklar da mutlu oldu. Çünkü düdüklerde el emeği, göz nuru vardı.   

29 Ekim 2025 ile 19 Mayıs 2026’da çalıştığı Acıpayam’da, 12 Mayıs 2026’da ise yapıtlarını yaşamakta olduğu Denizli’de sergiledi. El emeği, göz nuru yapıtları sanatseverlerin ilgisini çekti. Daha geniş çaplı sergiler düzenlemek ise en büyük amacı.  

Eline, gönlüne sağlık Ahmet... Yolun, sanat dolu yüreğin açık olsun. Nice sanat, üretim, yaratıcılık dolu yılların, arifelerin mutlulukla geçsin.

Not: Yazının daha iyi anlaşılması için daha önce yazdığım ARİFE https://adiladalet.blogspot.com/2018/06/arife.html yazımı okuyabilirsiniz.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       16 Haziran 2026

 

 

 

1 yorum: