Köy
enstitülerinin kuruluş amacı, üretime dayalı bir eğitim sistemini uygulamaktır.
Böylece hem kuramsal olan bilgileri yaşama geçirmek hem de kendi
gereksinmelerini karşılamaktır. Ayrıca örnek üretimiyle köylülere örnek olup
yol göstermek de başlıca amaçlarından biri. Alınteriyle üreten, kimseye muhtaç
olmadan kendi emeğiyle geçinen yurttaşlar yetiştirmek, Cumhuriyet’imizin ayakta
kalması için çok gerekliydi.
“Enstitüde
sonradan daha geniş tarım çalışmaları başladı. Bütün yıllık yiyeceğimizi,
buğdayımızı, sebzemizi, meyvemizi kendimiz yetiştirmek, bulgurumuzu, makarnamızı,
tarhanamızı, turşumuzu kendimiz yapmak amacında idik. 1942’den sonra mevcut bine
yaklaştı. Ona göre işi çok geniş tutmak gerekiyordu. Nitekim öyle yapıldı.
Hamidiye’nin önündeki geniş sulu arazi, traktörlerle güzden sürülüp ekildi. Sebze
bahçesi bellendi. Domates, biber, soğan, salatalık, fasulye, lahana yerleri
yeterince ayrıldı. Mevsimine göre her hafta bir sınıf, tarım işlerinde çalışırdık.
Fideleri sıcak yastıklarda kendimiz yetiştirdik. Zamanı gelince de ellerimizle
kendimiz diktik. Cansuyunu verdik. Çapaladık, otunu aldık. Dünkü gibi açık
seçik anımsarım, bir salatalık toplardık, söğüt ağaçlarının altına adam boyu
yığılırdı. Yemyeşil, iri iri, cins cins acurlar bir yana, ufak, yuvarlaklar bir
yana, ince uzunlar öbür yana. Hele o domatesler, kıpkırmızı. Arabalarla
yollardık ambara. Biberler harman olurdu. Her yemekte salatası, dolması,
türlüsü… Bine yakın öğrenci kendi emeğimizin ürünleriyle doyardık. Güzün lahanalar
olgunlaşırdı. Beyaz beyaz, iri iri. Her gün kapuska, her gün kapuska, yiye yiye
usanırdık. Bir yıl tenekelerle turşu yapılmıştı. Lahanayı turşu olarak daha çok
seviyorduk. (Talip Apaydın, Köy Enstitüsü Yılları, Literatür Yayınları, Yedinci
basım, Kasım 2023, s. 68)”
Çifteler’de,
öğretmen ve öğrencilerce büyük bir imece yaşama geçirildi. Yiyecekleri buğdayı,
sebze ve meyveleri kendileri yetiştirdiler. Bulgur, tarhana, makarna ve
turşuları kendileri yaptılar. Böylece kışlık yiyeceklerini kendi emekleriyle
karşıladılar. Yatılı okul olarak devlet bütçesinden ödenek istemediler bu
konuda. Böylece çevre köylere de örnek oldular üreterek tüketen bir okul
olarak.
“Buğdaya
gelince… Rakam veremeyeceğim, unuttum. Ama Enstitü’nün yıllık un, bulgur, tarhana
gereksinimini tamamladıktan sonra, başka bir Enstitü’ye tonlarca buğday
göndermiştik. Öylesine genişten tutulmuştu iş. O tempo geliştirilseydi, Çifteler
Köy Enstitüsü devlete hiç yük olmadan, kendi kendine çalışabilecek bir kurum
olma yolundaydı. Bugünkü görüşle bunu düşünebilmek, kavrayabilmek bile zor.
(Aynı yapıt, s. 68)” Görüldüğü gibi Çifteler, kendi gereksindiği buğdayı yetiştirdiği
gibi başka bir enstitüye de tonlarca buğday gönderiyor. Böylece enstitüler
arasında yardımlaşma, dayanışma yaşama geçiriliyor. Bu da örnek bir davranış
olarak öğrencilere sunuluyordu.
“Eylül
ayında, Hamidiye’nin doğusuna düşen tepedeki bağımızın üzümleri olgunlaşmıştı.
O yıl herhalde ilk olarak üzüm alacaktık. Bizim sınıfın tarım haftasıydı. Öğretmenimiz,
Numan Köse ile beni bağa bekçi yaptı. Öğleye kadar birimiz, öğleden sonra
birimiz bahçede çalışıyor, gece de bağdaki kulübede birlikte kalıyorduk. Bağın
çevresinde sıra ile sabaha kadar dolaşırdık. Hamidiye’de başka bağ yoktu. Hırsızlık
olabilir, üzümlerimiz çalınabilirdi. Gözümüzü dört açıyorduk. Aradan üç dört
gün geçti, gelen giden olmuyordu. Bir gece sabaha karşı –sabah uykuları
tatlıdır- ikimiz birden yattık uyuduk.
Aksiliğe
bakın, tarım öğretmenimiz bizi kontrole gelmiş. Kulağımızın dibinde bir ıslık
çalındı. Fırladık. ‘Vay uykucular vay’ dedi. ‘Böyle mi bağ beklersiniz? Hep
üzümleri toplayıp götürsem haberiniz yok… Güvendim de ayırdım sizi buraya.’
Mahcup
olmuştuk. İkimiz de bir söz bulup söyleyemedik. ‘Yarın sabah tekrar gelip
bakacağım’ dedi. ‘Üzümlere işaret koymuştum. Eksildiyse sizinle o zaman
konuşurum.’
Ondan
sonra ikimiz de uyumadık. Öğretmenin güvenini sarstığımız için üzülüyorduk.
Hele ki üzümler tamam çıktı da kurtulduk. (Aynı yapıt, s. 69)” Hamidiye’de ilk
bağda üzümler yetiştirerek bu konuda da örnek oluyor Çifteler Köy Enstitüsü. Köylülere,
bu kıraç toprakta üzüm yetiştirebileceklerini uygulamalı olarak gösteriyor enstitülüler.
“O
haftanın sonunda üzümleri hep yolduk. Bir sepetini birlikte köye götürdük.
Öğretmenimiz kahvenin önünde sepeti açtı. Köylülere sundu. ‘Buyurun bakalım’
dedi. ‘Hamidiye’nin üzümü bu. Malınız gibi yiyin. Bakın sizin köyde de üzüm
yetişiyor.’ Hem köylülere bir şeyler öğretiyordu hem bize. Yani siz de yarın
böyle yapın demek istiyordu. (Aynı yapıt, s.69)” Böyle bir ders, dünyanın neresinde
görülmüş. Uygulamalı olarak hem köylüler hem de öğrenciler öğreniyor.
Çifteler’de
kayısı, kiraz, armut, erik gibi meyvelerin yetiştirildiği meyve bahçesi de
kuruldu. Genç fidanlar, tam olarak büyümediklerinden herkese yetecek kadar
meyve vermiyorlardı. Onlar da tadımlık yiyorlardı. Ne yazık ki enstitülere
kıyanlar, bu genç fidanların gelişip olgunlaşmasına, meyvelerle dallarının
başını aşağı salmasına da izin vermediler. Onlara da kıydılar.
Köy
enstitüleri, eğitimimize yüzyıllardır egemen olan ezberci eğitimi değiştirdi. Ezber
bilgi yerine uygulamalı öğrenmeyi geçirdi. Çünkü yaşama uymayan, uygulanmayan bilgi
kişinin hiçbir işine yaramaz. Bu, bize özgü bir örnekti. Böylece insanları
tüketmeye değil, üretmeye yönlendirme amacı taşıyordu. Zaten bir ülkenin ayakta
kalmasındaki ve kalkınmasındaki temel güç, üretme yeteneği değil mi?
Adil
Hacıömeroğlu
30
Ağustos 2025
Kalemine Efendi Kalan , Adil öğretmenim,
YanıtlaSil“Köy Enstitüleri, sadece eğitim vermekle kalmayıp, köylüyü kendi gücüyle üretmeye ve bağımsız olmaya teşvik eden bir devrimdi. Bugün kaybettiğimiz bu mirası hatırlamak, yalnızca geçmişi değil, geleceği de şekillendirebilir.”
Usunuza, yüreğinize sağlık👏👏🇹🇷🇹🇷Usta kaleminiz var olsun🙏🏻💐
Can dost, emperyalist bir dünya senin üretim gücü un artmasini ister mi. İstemez. O emperyal gücün yerli yalaka ve casusları, köpekleri kopeklikten vazgeçer mi vazgeçmez. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra emperyalizm adına kucaklanan Türkiye bugün o günlerden daha iyi durumda değildir. Diş borc, iç borç, cari açigin, enflasyonun sürekli artması ve üretim araç ve kaynaklarının elden çıkarılması, madenlerin peşkeş çekilmesi, ticari alanların yabancılara kaptirilmasi bu kötü gidişin göstergesidir.
YanıtlaSilBütün ülke her alanda Köy Enstitusunu donusturulmeli.
Bu yazıları her yurtsever okumalı.
Sağ ol can dost.