YUSUF TEKİN, HİÇ TEKİN DEĞİL


Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bakanlık koltuğuna oturdu oturalı ilginç işler yapıyor. Sakın yanlış anlaşılmasın ilginçlik, yaptığı işlerin Milli Eğitim’in temel ilkelerine uymaması, çocuklarımızın geleceğini karanlığa sürüklemesi, ülkemizi belirsizliklerin içine sokması ve özellikle de Cumhuriyet karşıtlığı taşımasıdır. Bir bakan düşünün ulusunun varlığını borçlu olduğu, yurdunun bütünlüğünü sağlayan, ülkesini geri kalmışlıktan kurtarmak için çalışan başta Atatürk olmak üzere onun tüm yapıtlarına karşı savaş açıyor. Peki, Yusuf Tekin bu savaşı kim adına açıyor?

Tekin’in bu savaşı Kurtuluş Savaşı’nda yenilip ülkemizi terk edenler ve yıllardır Türkiye’yi bölüp parçalayıp yok etmek isteyenler adına açtığını söylesem yanlış olmaz. Çünkü yaptığı konuşmalar, bakanlıktaki uygulamaları ne yazık ki ülkemizin düşmanı emperyalistlere hizmet etmekte.

Yusuf Tekin’in AKP’li milletvekilleriyle yaptığı toplantıdaki açıklaması çok ilgi çekici… Bu toplantıda müfredatta yapılan değişiklikleri anlattı Tekin. “Kurtuluş Savaşı” sözünün okul kitaplarından çıkarılacağını, onun yerine “Milli Mücadele” deneceğini söyledi. Bakan Bey: “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı imparatorluğu vardı” diyerek sözlerini sürdürdü.

Tekin’in açıklamaları çok ilginç değil mi? Adında “milli” olan bir bakanlığın koltuğunu işgal eden kişi, Türkiye’nin Kurtuluş Savaşı ile “neyden” kurtulduğunu bilmiyor. İlkokula gitmeyen çocukların bile bildiği bir şeyi Sayın Bakan niye ve nasıl bilmez?

Öncelikle söyleyeyim ki Yusuf Tekin’in “Kurtuluş Savaşı” ve “Milli Mücadele” sözlerini, kamuoyuna birbirlerine karşıtmış gibi algılatmaya çalışması büyük bir bilgisizlik. Bilgisizlik değilse bu, art niyet... Bu iki tanım, kavram birbirini içerir. Kavramlarla oynayarak dünyada emperyalizme karşı kazanılmış ilk Kurtuluş Savaşı’nı anlamsızlaştırmak, kimsenin hakkı da haddi de değil. Buna Yusuf Tekin gibilerin gücü yetmez. Çünkü Kurtuluş Savaşı top, tüfek, süngü ve ulusun özveri, dayanışma içinde gösterdiği büyük bir mücadele ile kazanıldı. Bu savaşı, Yedi Düvel önleyemedi de onların adına Yusuf Tekin mi ortadan kaldırıp yok edecek?

Türk ulusu, Kurtuluş Savaşı’nda kimden, “neyden” kurtuldu? Kısaca anlatayım.

Kurtuluş Savaşı ile İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan işgalcilerinden; Rum ve Ermeni çetecileri ile kendi kişisel çıkarları için emperyalistlerle işbirliği yapan ulus düşmanlarından kurtulduk. Kendi tahtını korumak için yaşamı boyunca Kocaeli’nden öte yana geçmemiş, ülkesini tanımayan, halkına yabancı, Osmanlı devletini oturduğu koltuk sanan padişahtan kurtulduk. O padişahın Milli Mücadele’yi engellemek için Anadolu’ya gönderdiği Heyet-i Nasiha’nın işbirlikçiliğinden kurtulduk. Şûra-yı Saltanat’ın mandacılık isteği ve emperyalizme teslimiyetinden kurtulduk. Ülkemiz işgale uğrayıp halkımız hunharca katledilirken susanlardan kurtulduk. Yurdumuzun dört bir yanını saran misyoner okullarından kurtulduk. Camilerimizi yakanlardan, topraklarımız üzerinden ezanı susturup Türklüğü ve Müslümanlığı silmek isteyenlerden kurtulduk. Her şeyden önce de adlarımızın “Yorgo, Eleni, Kirkor, Maria…” olmasından kurtulduk. Ey Yusuf Tekin, bunlardan memnun ve mutlu değil misin? Kısacası her türlü düşmandan kurtulduk Kurtuluş Savaşı ile Sayın Bakan.

Sayın Bakan, sizin “neyden” kurtulduğumuzu anlamınız için yukarıdaki örnekler yeterli mi? İsterseniz örnekleri çoğaltabilirim. Ancak bu örnekleri anlamayanın diğerlerini anlaması olanaksız.

Yusuf Tekin, talihsiz açıklamasıyla İzmir’i Yunanlılara altın tepside sunan Kambur İzzet’in, İngilizlerin her isteğini yerine getiren Damat Ferit’in, Türklükten istifa eden Mustafa Sabri’nin, işbirlikçiliği meslek edinmiş Ali Kemal’in, İşgalcilerin isteği ile yurtsever Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’i astıranların, sömürgecilerin çil çil altınlarını alarak askerimizi arkadan vuranların safına düşüyor. Her şeyden önce de dünyanın tüm ezilen uluslarına örnek olan Kurtuluş Savaşı’mızdan esinlenerek sömürgeciliğe/emperyalizme başkaldırarak bağımsızlıklarını kazanmış dostlarımızın mücadelelerine sırtını dönüp onların savaşlarını da yok sayıyor.  

Kurtuluş Savaşı’mızı anlamayan birinin Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunda oturması ülkemiz ve geleceğimiz açısından büyük talihsizlik. Dünyanın örnek aldığı bir zaferi içselleştiremeyen birinin eğitimin başında olarak çocuklarımızın milli değerlerimizi öğrenmesinde zerre kadar katkısı olmaz. Bu nedenle Sayın Bakan’ın zaman yitirilmeden görevinden alınması ulusumuzun geleceği için çok olumlu olacaktır. Türk ulusunun Kurtuluş Savaşı’nı anlamayanlar, “neyden” kurtulduğumuzu bilmeyenlerin ülkemize yararı değil zararı olur. Kurtuluş Savaşı’nda “neyden” kurtulduğumuzu anlamayan biri, işgalcilerin amaçlarına hizmet etmez de ne yapar?

Kurtuluş Savaşımıza karşı çıkan, onu yok sayanların en son durumlarını 9 Eylül 1922’de İzmir’de gördük. Kurtuluş Savaşı’mızı okul müfredatlarından çıkaracağını söyleyen ve böylece Büyük Zafer’in yok sayılacağını sanan Yusuf Tekin, hiç de tekin değil.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       7 Temmuz 2026

2 yorum:

  1. NATO'ya şirin gözükmek için başkentinde taksicisine lokum dağıtma zorunluluğu getiren bir ülkenin eğitim bakanı bundan iyisi olamaz. Bu da bu kadar nettir.

    YanıtlaSil
  2. FULBRIGHT Eğitim ve Kültür Komisyonunun atadığı görevliden de başka türlü bir icraat beklenemezdi.🤔

    YanıtlaSil