İstanbul’da
neredeyse bir haftadır lodos sert esmekte. Lodos; çatıları uçuruyor, ağaçları
deviriyor, kıyıya bağlı tekneleri batırıyor. Öyle sert esiyor ki sert
dalgalarla kıyıları dövüyor. Deniz kudurmuş durumda. Denizden sürüklenen tuzlu
sular; caddeleri, sokakları, kent alanlarını göle döndürüyor.
Lodos
ilk esmeye başladığında hava ılıdı bu kış gününde. Ancak gözü yaşlı lodos, en
sonunda yağmuru da getirdi. Hem de ne yağmur… Yağmur suları, cadde ve sokaklar
boyunca akarsuya dönüştü. Ne şemsiye dayanıyor ne de yağmurluk. Şemsiyeleri
uçurup kırıyor. Su sızdırmaz denen ayakkabıların içine giriyor yollardan akan
sular.
Üç
gündür hastaydım. Evden çıkmayıp dinlenmek istiyorum. Ancak evde sıkıldım
devinimsiz olduğum için. Dün akşam dışarı çıktım sahilde yürümek için. Sarılıp
sarmalandım. Yürüdüm kıyı boyunca. Lodos çok sert ve üşütüyor insanı. Dalgalar,
kıyıyı aşıp yürüyüş yolunu istila ediyor. Birkaç kez dalgaların beni
ıslatmasından kurtuldum.
Epeyce
yürüdükten sonra geri döndüm. Birden kulağıma, bebek ağlamasına benzer bir ses
çalındı. Sese doğru dikkat kesildim birden. Bana doğru gelen üç renkli alaca
bir kedi gördüm. Belli ki benden yardım istiyor. Renginden anlaşılıyor ki dişi
bir kedi bu. Hiç soluklanmadan ağlamaklı miyavlamasını sürdürdü. Kediler, normal
zamanlarda kıyıya yığılan kayaların arasında yaşar. Oralarda yavrular. Yavrularını
da kayaların kuytu köşelerinde saklarlar.
Kedi,
durmaksızın ağlamaklı sesiyle aranıyor yeşil alanda. Otların üzerinde dolaşan
çok sayıda kedi var. Belli ki lodosun şiddetinden kaçıp ağaç diplerine ve açık
alanlara sığınmışlar. Yağmurdan, rüzgârdan ve soğuktan korunacakları küçük de
olsa kapalı bir alan hiç yok! Bu sert havaya, tüm olumsuz koşullara karşın
burada dayanmaya çalışıyor bu sevimli hayvanlar. Ne yazık ki bazı hayvan severlerin
sahile getirip koyduğu kedi evleri de dalgaların dövdüğü kayaların üstünde. Bu
küçük kedi evlerinin bazıları dalgaların hışmına uğramış.
Fırtına
tüm şiddetiyle sürerken ve kediler sığınacak bir yer ararken onlara düzenli olarak
mama getirenler de ortada yok! Kedi severler, bu hayvanlara yiyecek getirseler
bile nereye koyacaklar? Sürekli kıyıda olurdu onların yiyecekleri. Şimdi bu,
olanaksız… Yol kıyısında olmaz, çünkü dalgalar buraları darmaduman ediyor.
Çimlerin üstüne bırakılan mamaları kedilerin bulup yemesi de zor. Bundan da anlaşılacağı
üzere hem fırtına hem soğuk hem de açlık kedileri zor bir yaşam savaşının içine
düşürmüş.
Yılardır
her fırtınadan sonra sahilde yürüyüş yaptığımda kedi ölülerine rastladım. Çünkü
bu hayvanların bir kısmı şiddetli dalgalara ne yazık ki yenilip can veriyor. Geçmiş
fırtınalar usuma geldikçe içim çok fena oluyor. Ancak elimden ne gelir ki?
Kedinin
ağlaması sürdükçe içim parçalanıyor. Ben de sağa sola bakıp aradım yavruları.
Belli ki geç yavruladı bu kedi. Büyük bir olasılıkla yavruları çıkamadı
kayaların altından ya da yeşil alana çıktıktan sonra kayboldular. Annelik
içgüdüsüyle fırtınaya aldırmadan onları arıyor. Ağlamaklı sesiyle yavrularını
çağırıyor sanırım.
Hava
kararmıştı. Sokak ışıklarının loş ışığında kediyle biraz dolaştık çevrede. O da
anlamış olmalı ki benim aradığımı yanımda yürüyor, beni bir kurtarıcı olarak görüyor.
Grip beni zorluyor. Sert lodos, neredeyse ciğerimi söküyor. Üşümeye başladım.
Isınmam gerek... Kediyle vedalaştım istemeyerek. Hızlı adımlarla yürüdüm
Bostancı’ya doğru. Yol boyunca birçok çaresiz kediye rastladım. İçim yandı,
ancak yapabileceğim bir şey yok!
Kendimi,
kıyıdaki bir çay bahçesine attım biraz ısınayım diye. Bir çay alıp oturdum boş
bir masaya. Çay eşliğinde kitap okudum bir süre. Kendimi az da olsa iyi duyumsayınca
kalkıp eve geldim kulaklarımda kedinin ağlak sesiyle.
Adil
Hacıömeroğlu
10
Ocak 2026
Değerli Adil öğretmenim,
YanıtlaSilKedilerin barınak ve yiyecek bulamadığı bu zor koşullar insanın yüreğini üşütüyor.Böyle hikayeler, çoğu zaman gözümüzün önünde yaşanan sessiz çaresizlikleri hatırlatıyor ve içimizi burkuyor.. Bir canlının zor durumda olduğunu düşünmek, duygudaşlık uyandırıyor ve bizi daha duyarlı olmaya çağırıyor.
Bu satırlarda hissedilen o çaresizlik, yalnızca bir kedinin değil; şefkate, dayanışmaya ve merhamete ihtiyaç duyan tüm canlıların ortak hikayesi. Her canlının sıcak bir yuvaya, bir lokma yiyeceğe ve biraz merhamete ihtiyacı var. Her birimizin yüreğinde bir kapı var; onu açıp bir cana el uzatmak, dünyayı biraz daha yaşanabilir kılıyor. ❤️
Duygudaşlığınıza, yüreğinize sağlık👏👏Kaleminiz var olsun .🙏🏻📚🍀💙💐