ALMA MAZLUMUN AHINI


ABD-İsrail’in İran karşısında işi iyice zor. Donald Trump, başlattığı savaştan üst üste tokatları yiyince iyice şaşkına döndüğünden ne dediğini bilmiyor. Bugün dediği, dünküyle çelişiyor. Son günlerde aynı gün içinde akşam söylediği sabahkini tutmuyor. Döndükçe dönüyor, savruldukça savruluyor her yana.

İran’ın sert direnişi, sanırım Trump’ta erken bunamaya yol açmış. Bir başka sorunu da söylediklerini kendi yalanlıyor. Bu da başka bir dert… Buna halkımız, “Yalana parende attırmak” der. Onu, ABD’nin dünya çapında ün yapmış sağaltımcılarına emanet ediyorum. Özellikle psikiyatristler ilgilenirse onunla çok sevinirim. Bu, ABD halkını da memnun eder diye düşünmekteyim. Benim de dert ettiğim şeye bakın. Dünya dertleriyle boğuşurken bir de Trump’ın sağlığını dert edindim.

Trump, dün akşam yaptığı açıklamada savaşı kazandıklarını, İran’ın teslim olmak istediğini belirtti. Bu nedenle İran’ın petrol rafinerileriyle enerji santrallerini bombalamayacağını açıkladı. On gün boyunca ABD’nin saldırılarına ara vereceklerini söyledi. Kendisi barış güvercini ya… Onun bu şeytanlıklarına kendi halkı bile inanmıyor artık. Hem demokratlardan hem de kendi partisinden sert eleştiriler geliyor ona. Amerika’da halk arasında bir sormaca yapılsa bu ülkenin en güvenilmez kişisi olduğu sonucunun çıkacağından hiç şüphem yok!

ABD, İran’la savaşı başlattığında doğru düzgün bir stratejisi yoktu. Her gün farklı bir hedef açıklıyor Donald Trump. “Stratejide yapılan yanlış, taktiklerle düzeltilemez.” sözü sıkça söylenir. Demek ki ABD’yi yönetenlerin ve Pentagon’un kibirlilerinin bu sözden haberleri yok! Onların bu durumunu, atalarımızın yıllar önce söylediği “Hesapsız kasap, elinde kalır masat.” sözü, çok güzel açıklamakta. Trump, elinde masatla dolaşıyor, onu ne yapacağını kendisi bilir.

İsrail’in neredeyse her yerleşim yeri, İran füzelerinden nasibini alıyor. Bu açıdan Tel Aviv yönetimine, füzelerle ilgili nasiplerinin kesilmemesini dilerim. Netanyahu, Tahran’dan dayak yedikçe hıncını Lübnan’dan almak için gözü kapalı saldırıyor durmadan. Savaşı kör dövüşüne çevirdi. Ne yaptığını, yumruklarını kime ve nasıl savurduğunu görüp bilmiyor. Bu kez Hizbullah dövüyor İsrail’i. Attığı füze, roket, SİHA ve dronlarla demir kubbe kevgire döndü. İsrailliler, sığınaklardan çıkamaz oldu. Sığınaklarda kavga gürültünün eksik olmadığını işitiyoruz.

Başta Tel Aviv Belediye Başkanı olmak üzere birçok belediye yöneticisi, bazı milletvekilleri, halkın değişik kesimlerinden insanlar kazan kaldırmış durumda. Hele bir kadının İsrailli saldırgan bakana: “Yahudi NAZİ!” diye bağırması çok hoşuma gitti. Savaş bazı yaratıcılıkları da ortaya çıkarmakta.  Bir apartman yöneticisinin ise sığınaktakilerden apartman aidatlarını toplamanın peşinde. Bazı sığınakların İran füzelerine dayanamadığı da söylenenler arasında. Sığınaklarda ölü sayısının çoğaldığı anlatılıyor. İsrailliler canlı canlı adı “sığınak” olan tabutlarda yaşıyorlar nedense.

Tel Aviv’in karga sürülerince istila edildiği görüntüleri izliyoruz. Ayrıca kartal sürüleri de mesken tutmuş İsrail’i. Niye acaba? Buna “Tevrat” ne der, bilemem. Ancak öteden beri çokça doğa belgeseli izlerim. Ayrıca köyde büyüdüm. Bu nedenle hayvan davranışlarını az da olsa bilirim. Karga, leş yiyicidir. Leşin kokusunu çok uzaktan alıp sürü olarak üşüşürler üstüne. Kartallar yüksekten görürler öleni ya da ölmekte olanı. Bu iki hayvan sürüsü, İsrail’i göklerindeyse İran saldırılarının nelere yol açtığını sağır sultan bile işitmiştir.

Atalarımız: “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.” demiş. Mazlumun ahı, biraz çabuk çıkıyor sanırım.

                                               Adil Hacıömeroğlu

                                               27 Mart 2026

1 yorum:

  1. Emeğinize ve kaleminize sağlık! Okunası gúzel bir yazı olmuş.

    YanıtlaSil