TÜRK ÖYKÜCÜLÜĞÜNÜN ULU ÇINARI, OSMAN ŞAHİN


Ağustos ayı sıcağında Osman Şahin’in iki öykü kitabını okudum peş peşe. Okudukça hem dışım hem de içim serinledi. Yazın sıcağını yazınsal bir serinlikle hafiflettim böylece.

Her iki kitap da Literatür Yayınları’ndan çıktı. İlk okuduğum öykü kitabının adı: Kırmızı Yel/Acenta Mirza… Bu kitabı, lise yıllarında okumuştum. Osman Şahin’le ilk tanışmam da bu kitaptaki birbirinden güzel öykülerle olmuştu o zaman. Yeniden okudum bu güzel öyküleri. Bazı kitaplar vardırTürk ve dünya yazınında, bunların on yılda bir okunması gerek. İnsan belleği bazı gerçekleri unutmamalı bu yolla. Çünkü insan yaşamının her döneminde anlama, algılama birçimi değişmekte. Bu kitapta yerel dil ağır basıyor. Bu da anlamayı zorlaştırıyor. Ağız İçinde Dil Gibi/Acı Duman’da yöresel dilin etkisi çok az. Bu da öykülerin okunup anlaşılmasını kolaylaştırmakta.

Osman Şahin’in ikinci öykü kitabı ise Ağız İçinde Dil Gibi/Acı Duman… Bu kitabı ilk kez elime aldım. Bir yazarın yaza yaza olumlu yönde değişimini, gelişimini gösteren bir kitap bu. İlk kitabına göre öykücülüğüne çağ atlatmış Osman Şahin. Bunu söylerken ilk sözünü ettiğim öykü kitabı da Türk öykücülüğünün doruklarında olduğunu söylemeliyim.

Osman Şahin’in her iki kitabında daha çok Güneydoğu Anadolu’daki ağalık sistemi anlatılmakta. Feodal düzenin insanları nasıl da köleleştirip insan yerine koymadığını çarpıcı öykülerle dile getirilmekte. Ayrıca bu düzenin ortaya çıkardığı anlamsız kan davaları da akıcı, çarpıcı bir dille okuyuculara sunulmakta. Ağalık düzeni, erkeği de kadını da tutsaklaştırmakta. Bu düzenin içinde insanı, insan haklarını arayıp bulmak oldukça zor. Toprak da toprağın üzerinde yaşayan hayvan da insan da ağanın malı. Marabaların yaşadıkları evler, ev değil. Neredeyse hepsi boğaz tokluğuna çalışmakta. Kimi Çukurova’ya gitmekte mevsimlik işçi olarak üç beş kuruş için. Maraba nereye giderse gitsin emeğinin karşılığını alamayıp itilip kakılıyor. Bu öykülerin bana en çarpıcı gelenleri ise Odun, Kurt Avı, Beyaz Öküz, Ocağına Düşmek, Kanlı Garo…

Öykü kitaplarının ikisinde de Mersin yöresinden çarpıcı anlatımlar var. Özellikle Yörüklerin yaşamı çarpıcı bir biçimde okuyucuya sunulmakta. Beni en çok etkileyen öykülerden biri Zala Kadın, Makam Taşları, Yörük Ana, Ustahmet Çeliği ve Kör Gülüşan…

Osman Şahin öykülerindeki kişiler, hep ezilenler… Yaşamda kalmak için bir dilim ekmek, bir yudum suyu bin bir emekle edinmeye çalışan insanlardır onun öykülerindeki kahramanlar. Ne yazık ki emeğinin karşılığını alamıyor.  Hakkını alamayan yoksul insanların yaşamları gözlerimizin önüne seriliyor.

Her iki kitapta da olaylar, kişiler, yer ve zaman okuyucunun gözünde canlanıyor. Öyküleri okuyan, kendini olayların içinde buluyor birden. Bu nedenle anlatıp capcanlı, sürükleyici… Öykülerin kurguları olağanüstü… İnsan, doğa/yer betimlemeleri en küçük ayrıntısına dek gerçeğe uygun yapılmış. Kişilerin tinsel betimlemeleri ise övgüye değer… Bu da olaya devinimsel, gerçekçi, canlı bir özellik katıyor. Çünkü insanların olumlu ya da olumsuz davranışlarının nedeni onların tinsel durumu.

Osman Şahin’in özgün bir dili var. Türkçemize hem dil hem de biçem yönünden önemli katkı yapıyor öyküleriyle. Öykülerinin hepsinde derin bir gözlem ve tanıklık bulunmakta. Öykülerde olayın sonu yazılmamış. Bu da okuyucuyu düşündürüp düşlemler oluşturmasını sağlıyor.

Öykülerin neredeyse hepsinde günümüz Türkçesine kazandırılması gereken çok sayıda sözcük, deyim ve atasözü var. Kitapların arkasına bir sözlüğün olmaması önemli bir eksiklik. Bundan sonraki baskılarda bu eksikliğin giderilmesi gerek.

Köy Enstitülü yazarların neredeyse hepsinin Türkçeye katkısı yadsınamaz. Bu konuda bir doktora tezi hazırlanmalı. Bu yazarların kitaplarında geçen ve sözlüklerde olmayan sözcük, deyim ve atasözleri yayımlanmalı. Bu yolla Türkçemiz varsıllaşmalı.

Literatür Yayınları, Osman Şahin’in diğer kitaplarını da yayımlayacakmış. Bu, Türk yazınına çok önemli bir katkı sağlar.

Osman Şahin, Türk öykücülüğünün ulu doruklarından biri... Genç kuşaklara okuma alışkanlığı kazandırmak için onun kitapları önerilmeli. Ayrıca ülkemizin gerçeklerini anlamak için Osman Şahin’i okumak gerek. Bugün yaşadığımız birçok ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel sorunun temellerini anlamak için bu kitaplardaki öyküler okunmalı. Bugün yaşadığımız sorunların birçoğunun kökleri geçmişte. O kökleri bilmeden bugünkü sorunları çözmek olanaksız.

Osman Şahin’in yeni yayımlanacak kitaplarını dört gözle bekliyorum. Düşlerimizi, dilimizi geliştirecek; gönlümüzü varsıllaştıracak kitaplara gereksinmemiz var. Ağız İçimdeki Dil Gibi’de yer alan ve Kahramanmaraş’ta geçen İzmir Bekir öyküsü herkesçe okunmalı. Okunmalı ki tarihimizden kopmanın ne gibi kötü sonuçlara yol açtığı anlaşılmalı. Bir dönemin dışardan yönlendirilip kışkırtılan siyasal çatışmalarının nelere mal olduğu, toplumun önündeki tarihsel kişilikleri nasıl yok ettiği iyice kavranmalı. Bu, ders niteliğinde bir öykü… İzmir Bekir, iki kitapta beni en çok etkileyip düşündüren bir öykü.

Sağ olasın Osman Şahin öğretmenim, iyi ki elin kalem tuttu da bize ülkemizin gerçeklerini çarpıcı bir biçimde anlattın.

                                                       Adil Hacıömeroğlu

                                                       21 Ağustos 2026

 

 


1 yorum:

  1. Saygıdeğer Adil öğretmenim,

    Türk öykücülüğünün Ulu Çınarı
    Osman Şahin’in öykücülüğünü merkeze alan bu yazınız, yalnızca bir yazarı anlatmıyor; Anadolu insanının belleğini, acısını, umudunu ve direnme gücünü de görünür kılıyor. Edebiyatın insanı ve toplumu tanıma gücünü hatırlatan, emeğe ve usta kaleme vefa duygusuyla yazılmış değerli bir çalışma olmuş .👏👏📚

    Bu anlamlı ve kıymetli çalışmanız için sizi yürekten kutluyor, emeğinize ve gönlünüze sağlık diliyorum.👏👏❤️✨🌹📚🙏🏻🇹🇷
    Saygılarımla.Esen kalınız.

    YanıtlaSil