AKP’nin
rüşvet suçlamasıyla görevini bırakan bakanı Egemen Bağış’ın, Gazeteci Metehan
Demir’le yaptığı iddia edilen telefon görüşmesi bomba gibi düştü gündeme.
Konuşma ibretliktir. Toplumun kutsal değerlerine karşı ayıplarla,
saygısızlıklarla dolu bir konuşmadır bu.
Metehan
alıyor sazı eline: “Sabah yemin ediyorum şu tweetini gördüm var ya, güne nurla
başladım, duayla başladım.” diyor. Ses tonundaki alay çok belirgin. “Nur ve
dua” sözcüklerindeki vurgudaki alay, gözlerden kaçmamakta. Egemen’in paylaştığı
ayetlerden birkaç sözcüğü, Arap aksanıyla okuyor Metehan...
Egemen
de aynı alaylı dille yanıt vermekte Ankara’nın nabzını tutan gazeteciye. “Oğlum,
ben her gün, her Cuma bir tane ayet sallıyorum.” diyor eski bakan. Böylece
“ayet sallamak” sözünü Türkçemize kazandırıyor! “Ayet sallamak” ne demek? Ayet
sallanır mı? Bu sözle ayetlerin palavra, yalan olduğunu vurgulamak istiyor.
Allah’ın gönderdiği ayetlere bu kadar saygısız davranan birini görmedim bu güne
kadar. Hem sabah akşam İslam’ı kullanacaksın iktidar koltuğunda oturmak için
hem de ayeti palavradan bir şeymiş gibi göreceksin. Yazıklar olsun!
Bu
arada Egemen’in ayetleri Google’dan bulduğunu da öğreniyoruz. “Oradan beğen bir
tane salla gitsin.” diyerek saygısızlığını sürdürmekte bakan eskisi. Hani bir
kez kullansa “sallamak” sözcüğünü “Dil sürçmesidir, ağzından kaçmıştır.” Diyeceğiz,
ama öyle değil. Konuşmada neredeyse en çok kullanılan sözcük.
“Ben
sabah beşte çaktım bir tane.” diyerek bu kez “çakmak” sözcüğüyle düzeysizlik
sürdürülmekte. Sabahın beşinde ayet paylaşarak namaza kalktığı algısını
yaratmakta din sömürücüsü rüşvetten müstafi bakan.
Sıkı
durun, bu sözlere dikkat edin. “Ve sabah uyuyarak, uyanıp Allah’ım Egemen
Bağış’tan bir ayet inse de ben de onu RT etsem deyip bekleyen on üç kişi de RT
etmiş anında.” demekte Gazeteci Demir. Bu sözler saygısızlığın yanı sıra
bilgisizlik dolu. Ayetler kimden iner? Kim indirir ayetleri? Ayetlerin
Allah’tan geldiğini bilmeyecek kadar bilgisiz mi bu kişiler? Bu saçma sapan
söze “Ne diyorsun arkadaş?” diye itiraz etmemekte dini bütün Bağış. Bu da aynı
bilgisizliğe ve saygısızlığa ortak olduğunu göstermekte.
Konuşmadaki
saygısızlıktan doğan coşku, onları Bakara Suresiyle dalga geçmeye getiriyor.
“Her kim ki Egemen Bağış’ı sevmez, Allah en kısa zamanda onun belasını verir.
Bakara 159...” diyerek sürdürüyor konuşmayı Metehan. Bakara Suresine
kendilerince eklemelerle şaka yaptıklarını sanıyorlar. Egemen gülüyor bu
Metehanca buluşa. Hoşuna gidiyor. Dalga geçtiğiniz ne? Bakara Suresi... Yani
Kuran, Allah kelamı... Bu aklı evveller, kendilerince Allah kelamını şakaya
vurarak dalga geçme malzemesi yapmaktalar. Kuran’a inanan milyonlarca insanla
dalga geçiyorlar aslında.
Konu
dönüp dolaşıp Metehan’ın patronu Aydın Doğan’a geliyor. Konu Aydın Bey olunca
Metehan boş geçer mi bunu? Kendince bir ayet uyduruyor ona da. “Her kim ki
Aydın Bey’in o zor gününde onun yanında olur, o Allah’tan her istediğini alır;
Bakara 169. Bakara iyi ya... Tövbe ya Rabbim, çarpılacağız şimdi.” demekte
gazeteci. Dalga geçme sürüyor, sınır tanımadan.
Egemen,
Metehan’ın son ayet uydurmasına kahkahalar atarak karşılık vermekte. “Makara
iyi.” demekte Bağış yanıt olarak. Makara yaptıkları Bakara suresi... Keyiflerine
diyecek yok.
Perşembenin
gelişi çarşambadan bellidir, derler. Bakan Bey’in rüşvet konusundaki
performansına bakınca bu sözleri şaşırtmıyor insanı. Kuran’a inansa, Allah’tan
korksa yoksulun kesesine, harama el uzatmazdı zaten.
Metehan
yeni bir söz kazandırıyor dilimize: aşırı yandaş... Kendini de aşırı olmayan
yandaş olarak göstermekte telefon arkadaşı bakan eskisine. Aşırı yandaşlarla
dalgasını geçmekte. Yandaşlık kötü iş... Bin takla atmaktalar göze girmek için.
Bu bin taklayı, yüreklerindeki insanı ortaya çıkarmak için atsalar keşke...
Konuşmada
sıkça kullanılan “oğlum, lan...” gibi sözcükler aralarındaki ilişkinin
düzeysizliğini göstermekte. Konuşmanın tümünde argo egemen. Topluma örnek
olması gereken kişilerin kullandıkları dilin yerlerde sürünmesi ilgi çekici.
Birbirlerine karşı saygısı olmayanın, toplumun değerlerine karşı saygısı olur
mu?
Egemen
Bağış ve Metehan Demir’e ait olduğu iddia edilen telefon görüşmesi, toplumdaki
çürümenin, yozlaşmanın ne duruma geldiğinin güzel bir göstergesi. Din sömürüsü
yapanların ikiyüzlülüğünün nasıl pervasızca olduğunu göstermesi bakımından çok
önemli bu konuşma. Dini kullanarak halkın cebindeki paraları ayakkabı
kutularına dolduran siyaset madrabazlarını Türk Milleti iyi tanımalı. Tanımalı
ki, bu hayasızların ipliğini pazara çıkarmalı.
Allah’ın
Kuran'ına, İslam değerlerine, milletin inancına böylesi bir saygısızlığı Türk
Milletinin bağışlamaması gerek. Ruhen çürümüş bu güruhu başından en kısa zamanda
def etmeli halk. Def etmeli ki, devlet idare etmenin soytarılık olmadığını
anlatmalı tüm dünyaya.
1919’da
Haçlı irtica İslam’a saldırmıştı. Türk Milletinin değerlerini, varlığını yok
etmekti amaçları. Atatürk ve arkadaşları Haçlı ordularını ve onların
işbirlikçilerini yendi. Türk varlığının sürmesini sağladılar bu topraklarda.
Bugün
de aynı Haçlı irtica saldırmakta değerlerimize, varlığımıza. Kutsallarımızı
ticari metaya dönüştürmekte bu aymazlar. Şimdi görev Atatürkçülerde... Türk
Milletini ve onun kutsallarını Haçlı irticadan kurtarmak için zaman
yitirmemeli. Bu konuda vicdanlı, namuslu, cesur, gerçek din adamlarına görevler
düşmekte. Doğruyu söyleme zamanı gelmedi mi daha?
Adil
Hacıömeroğlu
19
Mart 2014
Dilerim yazınızı yandaşlar okurlar.Etkilerinirlermi,bir kısmı belki,gerisi bildiği yoldan devam eder.İşte Atatürk bu türlü dini istismar edenlere karşıydı ,adı din düşmanı oldu.Bu zatın hırsızlık suçundan yüzüne peçe takması gerekirken,şu konuştuklarına ibretle bakmak gerekir.Türkiye cumhuriyetinde böylesine yüzsüzlük,böylesine Allah ile aldatmak,böylesine soygun asla yaşanmamıştır.Yarım asırı devirdim çoktan ama ben hiç bir zaman böyle bir dönem yaşamadım.Şimdi gerçekten el ele verme zamanı.Bunuda unutmamak lazım.
YanıtlaSil'' Hem sabah akşam İslam’ı kullanacaksın iktidar koltuğunda oturmak için hem de ayeti palavradan bir şeymiş gibi göreceksin. Yazıklar olsun! '' tümcesi , bu yazının özünü içermektedir. Mevlana'nın : '' Ya göründüğün gibi ol , ya da olduğun gibi görün. '' özlü sözü İslam'ın geçerli kuralıdır. Burada görüyoruz ki ; Egemen Bağış , olduğu gibi görünmüyor ; kutsal değerlerimizi , İslam dinini kişisel ve siyasal çıkarlarında aldatma aracı yapma saygısızlığını gösteriyor . Gerçek yüzüne bakınca inancı yok gibi görünüyor. AKP iktidarında bu kutsal değerlerimizin de HAÇLI ZİHNİYETİ ile bozulduğu görülüyor. Toplumun , seçimde gereken dersi bu kesime vermesi onurlu bir görev olacaktır. İşte bu doğrultuda düşüncelerini bizlerle paylaşan Sayın A. Haciömeroğlu , gereken uyarıları da yapmakta bu yazısında. Teşekkürler!
YanıtlaSilUmarım bu yazınızı hem yandaşlar hem aşırı yandaşlar okurlar.Bir şey değişir mi bilelem.Günüüzde öyle işler biribirine karıştı ki ayırmak hak getire...
YanıtlaSil